LİSE -1- COĞRAFYA LİSE -2- COĞRAFYA LİSE -3- COĞRAFYA LİSE -4 - COĞRAFYA LİSE -1/LİSE-2 ETKİNLİK LİSE-3/LİSE-4 ETKİNLİKLER
ÖSS HAZIRLIK VE TEST COĞRAFYA OYUN ANİMASYON MISIR PİRAMİTLERİ TÜRKİYENİN BÖLGELERİ KITALAR VE ÜLKELER GÜNEŞ SİSTEMİ VE GEZEGENLER
YILLIK PLAN ZÜMRELER VE SATRANÇ HARİTA ARŞİVİ DÜNYANIN YEDİ YENİ HARİKASI OKULUMUZ ATATURK LISESI COĞRAFYA VİDEO DERSLER LİSE 1-2-3-4 TARİH


COĞRAFYA PAYLAŞIM SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ..SİTEMİZDE YER ALAN TÜM KONU BAŞLIKLARINI SAĞ TARAFTAKİ BÖLÜMDE BULABİLİRSİNİZ...SİTEMİZ HER TÜRLÜ KULLANIMA AÇIKTIR...

• 27/4/2009 - ÖSS YE YÖNELİK COĞRAFYA KONULARI VE TESTLER

ÖSS ‘YE YÖNELİK HAZIRLANMIŞ DERS NOTLARI…

Bu notları mutlaka incelemelisiniz…

·        Grafik Bilgisi (510 KB)

·        Coğrafi Konum ve Etkileri (260 KB)

·        Dünya'nın Şeklinin ve Hareketlerinin Sonuçları (245 KB)

·        Harita Bilgisi (363 KB)

·        İklim Bilgisi - Sıcaklık (419 KB)

·        Basınç ve Rüzgarlar (196 KB)

·        Nemlilik ve Yağış (182 KB)

·        İklim Çeşitleri (390 KB)

·        Türkiye İklimi (178 KB)

·        Türkiye Ekonomik Coğrafyası (245 KB)

·        Nüfus ve Yerleşme (145 KB)

·        Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri (403 KB)

·        İç Kuvvetler (120 KB)

·        Dış Kuvvetler (563 KB)

Cevap Anahtarı (110 KB) için BURAYA tıklayınız.

Kavram dershanelerine ve paylaşıma açan www.cografyasaati.com sitesine teşekkür ediyoruz….


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 10/12/2008 - YENİ COĞRAFYA SİTELERİMİZ

YENİ COĞRAFYA PAYLAŞIM SİTELERİMİZ

 

 

ORKUN KARAKURUM VE GÜVEN AKBULUT'un hazırlamış olduğu özellikle coğrafya ders etkinlikleri üzerine ağırlık verilecek sitemiz yayında istek ve görüşlerinizi yazınız.Yardımcı olalım.....


Lise 1-2 -3-4 sınıf COĞRAFYA ders kitabı etkinlikleri ve cevapları için

Aşağıdaki siteleri kullanabilirsiniz...


www.geograpy.blogcu.com

www.cografyalise.blogcu.com


Liselilerin yeni coğrafya siteleri

 

.

Bu konu ile ilgili toplam 3 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (3)


• 8/12/2008 - DÜNYA ÜZERİNDE GÖRÜLEN İKLİM TİPLERİ VE DAĞILIŞI

Kategori: LISE 2 COGRAFYA

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ ve TABİİ BİTKİ ÖRTÜSÜ

İKLİM TİPLERİ

 
Dünya'nın hemen her bölgesinin kendine özgü bir  iklimi bulunmaktadır. Ancak, benzer iklim kuşaklarına sahip alanlar büyük iklim kuşakları  oluştururlar. Yüzlerce km2  lik sahaları  etkileyen büyük iklim gruplarına makroklima adı  verilmektedir.

Bununla birlikte, makro klima alanlarında bazen öyle yerler vardır  ki, buralarda görülen iklim özellikleri içinde bulundukları kuşaktan tamamen farklıdır. Makro klimalar içerisinde bölgesel farklılıklar gösteren, özel koşullu küçük iklim alanlarına da mikroklima denilmektedir.

İklimler sıcak, ılıman ve soğuk  olmak  üzere üç guruba ayrılabilir. İklimlerin sınıflandırılmasında sıcaklık, yağış miktarı, yağış rejimi ve yağış - buharlaşma ilişkisi gibi ölçütler kullanılır. Şimdi, yeryüzündeki büyük iklimleri, bu iklimlerin özelliklerini ve  bu iklimlere uyum sağlamış bitki örtülerini inceleyelim.

A. SICAK İKLİMLER

1. Ekvatoral İklim
 
Þ    Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C ’nin üstündedir. Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan  iklimdir (1–2 °C civarında). Bu durumun nedeni Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır.
Þ    Ekvator çevresinde 0˚ ve 10˚ enlemleri arasında görülür. Ekvatoral iklim, Amazon ve Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır.
Þ    Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvatora dik geldiği tarihlerde (21 M - 23 E) görülür. Buharlaşma arttığı için. Yağışlar oluşum bakımından
Konveksiyonel yağışlarına örnektir. Yıllık yağış miktarı 2000 mm‘nin üstündedir.   
 
Þ    Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır. Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır. Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır.

2. Tropikal İklim (Subtropikal - Savan)

 
Þ    10˚-30˚ kuzey ve güney enlemlerinde görülür. Tropikal iklim, Sudan, Çad, Nijerya, Mali, Moritanya, Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi ülkelerde etkili olmaktadır.
Þ    Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C’nin üstündedir. Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer.
Þ    Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi Konveksiyonel yağışlı, kışlar kuraktır. Yıllık yağış miktarı 1000–1200 mm arasındadır.
Þ    Bitki örtüsü savan adı verilen otsu bitkilerden ve yer yer akasya ve baobap ağaçlarından oluşur. Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yeraltı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında Galeri ormanları görülür.     

3. Muson İklimi:
  
   
Þ    Yıllık basınç farkına bağlı olarak oluşur.Güney Hindistan, Güney Çin, Güneydoğu Asya, Japonya ve Mançurya gibi bölgelerde görülür. Bu alanlar Muson rüzgârlarının etkisi altındadır.
Þ    Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C civarındadır. Alçak enlemlerde sıcaklık yüksektir. Kuzeye doğru kışlar daha sert geçer.
Þ    Muson rüzgârlarının esme yönüne paralel olarak yazlar yağışlı kışlar kurak geçer. Yıllık yağışların % 85'i yaz aylarında düşer.Yıllık yağış miktarı ortalama 1000 -1500 mm civarındadır.  Kıyı bölgeleri ve dağların denize bakan yamaçlarında yağış miktarı artar. Örneğin Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış ile dünyanın en fazla yağış alan yeridir.
Þ    Kıyı kesimlerinde kışın yaprağını döken ormanlar, kuzeye doğru ise savanlar görülür. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır.

4. Çöl İklimi (Sıcak ve Kurak İklim)
    
Þ    Dönenceler civarında kıta içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Afrika’da B. Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peru yeryüzündeki başlıca çöl alanlarıdır.
Þ    Gece ile gündüz arasında sıcaklık farkları çok fazladır. Günlük sıcaklık farkının 50°C yi bulduğu zamanlar olmaktadır. Çöllerdeki nem yetersizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır.
Þ    Yağışlar yok denecek kadar azdır( Epizodik). Yıllık yağış miktarı genellikle 100mm’ den azdır.
Þ    Doğal bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs gibi bitkileridir. Bitki örtüsü çok zayıftır. Susuzluğa dayanıklı bitki türleri görülür.                    

B. ILIMAN İKLİMLER

1. Akdeniz İklimi
 
Þ
   
Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler, Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir. Türkiye de genel olarak bu iklim kuşağının etkisi altındadır.
Þ    Yıllık ortalama 18°C’dir. En sıcak ay ortalaması 28–30°C, en soğuk ay ortalaması 8–10 °C’dir. 
Þ    Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600–1000 mm arasındadır. Yaz ayları kurak kış ayları yağışlıdır.Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. Kıyı kesimlerde ılıman geçen kışlar iç kesimlere doğru sertleşir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür.
Þ    Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkan makilerdir. Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır.

2. Okyanusal İklim:
  
Þ    Genel olarak, 30° - 60° enlemleri arasında, karaların batı kıyılarında görülür. Okyanusal iklim Batı Avrupa, Batı Kanada ve Güney Alaska kıyılarında, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.( Türkiye’de Doğu Karadeniz Kıyıları.)
Þ    En sıcak ay ortalaması 24–25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C dir. Yıllık ortalama 13–15 °C dir. Kıtaların batı kıyılarındaki sıcak su akıntıları ve nemli batı rüzgârları iklimin oluşumunda önemli rol oynarlar. Yıllık sıcaklık farkları 10–15˚ ‘yi geçmez. Her mevsim yağışlıdır. Nemlilik fazla olduğu için yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır En fazla yağış Sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür. Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir.
Þ    Bitki örtüsü kışın yaprağını döken yayvan yapraklı ormanlardır. Ormanların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur.

3. Karasal İklim:
   

Þ
   
Genel olarak, 30° - 65° enlemleri arasında, karaların deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtaların doğu kıyılarında görülmektedir. Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avrupa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir.
Þ    En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir. Yıllık sıcaklık ortalaması 0–10 °C dır. En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Yıllık sıcaklık ortalaması 0 – 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 – 40°C dır. Kar ortalama 80–90 gün toprak üstünde kalır. Denizden uzaklaşıldıkça ve kutba doğru gidildikçe sıcaklıklar çok düşer. Dünyanın kışları en soğuk ve yıllık sıcaklık farkının en fazla olduğu bölgeleri bu iklim alanının denizlerden uzak ve daha kuzeyde olan iç kesimleri ile yüksek kesimlerdir.
Þ    Yıllık yağış miktarı 500 – 600 mm dolayındadır. En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir.
Þ    Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimlerde de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Kıyıya yakın olan daha ılıman kesimlerde yayvan ve iğne yapraklı ormanlar yaygındır. Kışların çok soğuk geçtiği iç ve yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı iğne yapraklılar geniş yer kaplar. Yüksek kesimlerde üstünde alpin kat denilen dağ çayırları yer alır.

4. Step İklimi (Yarıkurak İklim)
Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Üç gruba ayrılır;

      
a.Tropikal Step İklimi: Savan ikliminden çöl iklimine geçiş alanlarında görülür.
b.Subtropikal Step İklimi:Çöl ikliminden Akdeniz iklimine geçiş alanlarında görülür.
c.Orta Kuşak Step İklimi: 30° - 50° önlemlerindeki çöller etrafında ve Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş alanlarında görülür.

Þ
   
Step iklimlerinde yıllık ortalama sıcaklık 10° - 12°C, sıcaklık farkı ise 15 - 30°C’dir. 
Yıllık yağış miktarı 300 - 500 mm’dir. Step iklimlerinde en fazla yağış ilkbaharda ve yazın düşmektedir. Tabi bitki örtüsü yağışlı  mevsimde yeşeren, kurak mevsimde sararan step (bozkır)’tir.
Þ    İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması  sonucunda
oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı  topluluklarına rastlanır.

C. SOĞUK İKLİMLER    

1. Tundra İklimi (Kutup altı İklimi)
 
Þ    İskandinavya Yarımadasıyla, Kanada’nın kuzeyinde, Sibirya’ da ve  Grönland Adası’nın kıyı kesimlerinde görülür.
Þ    En sıcak ay ortalaması 10 °C yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C'lere kadar iner. Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Kışlar çok soğuktur. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur.Yıllık yağış miktarı 200–250 mm civarındadır.
Þ    Bitki örtüsü yosun ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür. Düşük sıcaklıklara dayanabilen otlar çalılar ve yosunlardan oluşur.

2. Kutup İklimi
 
Þ    Dünyanın sürekli olarak karlar ve buzlarla kaplı olan kutup bölgelerinde görülen iklim tipidir. Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir.
Þ    Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta daha altına iner.
Þ    Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Güneşlenme süresi çok uzun olmasına rağmen sıcaklık yükselemez. Çünkü güneş ışınları yıl boyunca bu bölgelere eğik açılarla gelir.
Þ    Sıcaklık düşük olduğundan buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağışlar son derece az ve her zaman kar şeklindedir. Ortalama yağış yıllık
Þ    200mm civarındadır. Bu sebeple kutup iklimine soğuk çöl iklimi de denir.Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.


KONUYLA İLGİLİ NOTLARI İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE
TIKLAYINIZ.

 

 



Bu konu ile ilgili toplam 74 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (74)


• 1/10/2008 - COĞRAFİ KONUM ,MATEMATİK KONUM,PARALEL VE MERİDYENLER

Kategori: LISE 1 COGRAFYA

COĞRAFİ KONUM,MATEMATİK KONUM,PARALEL VE MERİDYENLERİN ÖZELLİKLERİ,YEREL SAAT HESAPLAMALARI,SAAT DİLİMLERİ,ORTAK SAAT,TARİH DEĞİŞTİRME ÇİZGİSİ...

Coğrafi Konum

Herhangi bir yerin Dünya üzerinde bulunduğu alana coğrafi konum denir.

              

A. ÖZEL KONUM

Herhangi bir yeri diğer yerlerden ayıran, sahip olduğu kendine has özelliklerin tümüne özel konum denir. Özel konum, insanları, çevreyi, ülkelerin ekonomik ve politik durumunu çok yönlü etkiler. Dünya üzerinde, özel konum etkisine şu örnekler verilebilir:

Norveç, Japonya, İngiltere, İzlanda gibi deniz ve okyanuslara komşu ülkeler balıkçılıkta ileri gitmişlerdir.

Kuzeybatı Avrupa kıyıları, yüksek enlemlerde bulunmasına rağmen, Gulf - Stream sıcak su akıntısının etkisiyle ılıman bir iklime sahip olmuştur.

Orta Asya ve Orta Avrupa denizlere uzak olduğu için karasal bir iklime sahip olmuştur.

Kanarya, Havai, Kıbrıs, vb. adalar, deniz ve hava yollarının gelişmesiyle ikmal ve uğrak yeri haline gelmişlerdir. Buna bağlı olarak bu adaların önemi artmıştır.

Türkiye’nin Özel Konumu ve Sonuçları

Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı yerde bulunur.

Farklı kültürlerin kurulduğu, Dünya’nın en eski kültür hazinelerine sahiptir.

Dünya’da en fazla petrol çıkaran ülkelere komşudur.

Üç tarafı denizlerle çevrilidir ve yeryüzü şekilleri çeşitlidir.

Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan İstanbul ve Çanakkale boğazlarına sahiptir.

Türkiye’nin ortalama yükseltisi fazladır. (Yaklaşık 1132 m)

Yükselti batıdan doğuya doğru gidildikçe artmaktadır.

Zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir.

B. MATEMATİK KONUM

Herhangi bir yerin, Dünya üzerinde bulunduğu alanın, enlem ve boylam dereceleriyle belirtilmesine matematik konum denir.

                   

PARALEL (ENLEM)

Ekvator’a paralel olarak çizildiği varsayılan hayali çemberlere paralel denir.

Paralel çemberlerinin, Başlangıç paraleline (Ekvator) olan uzaklığının açı cinsinden değerine ise enlem denir. Enlem ve paralel birbirlerinin yerine kullanılırlar.

 

                               

Paralellerin Özellikleri

Ekvator’un 90 kuzeyinde, 90 da güneyinde olmak üzere, toplam 180 paralel bulunur.

Başlangıç paraleli Ekvator’dur.

En büyük paralel dairesi Ekvator’dur.

Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe paralellerin boyları kısalır. Buna karşılık paralel numaraları büyür.

İki paralel arası uzaklığa bir enlem derecesi denir. Matematik konumu daha ayrıntılı olarak belirleyebilmek için, her paralel dairesi 60 dakikaya, her dakika 60 saniyeye bölünmüştür.

90° paralelleri nokta halindedir.

Paraleller birbirleriyle kesişmezler, birleşmezler.

Paraleller doğu - batı doğrultusunda uzanırlar.

Ekvator ile dönenceler arasında kalan enlemlere alçak enlemler, dönenceler ile kutup daireleri arasında kalan enlemlere orta enlemler, kutup daireleri ile kutup noktaları arasında kalan enlemlere de yüksek enlemler denir.

Ardışık iki paralel arası uzaklık yaklaşık olarak 111 km dir. Bu uzaklıktan yararlanarak kuzey güney doğrultusunda ve aynı meridyen üzerinde bulunan iki nokta arasındaki uzunluk hesaplanabilir.

 

Paraleller arası uzunluk işlemlerinde şu yol takip edilir:

Aralarında uzaklığı sorulan noktalar arasındaki enlem farkı bulunur. İstenilen merkezlerin her ikisi de aynı yarım kürede ise, numarası büyük paralelden küçük paralel çıkarılır. Farklı yarım küredeler ise paraleller toplanır.

Bulunan paralel farkı sabit uzaklık olan 111 ile çarpılır.

Enlemin Etkileri

Enlem; iklimi, güneş ışınlarının düşme açısını, sıcaklık dağılışını, denizlerin tuzluluk oranlarını, gece ile gündüz arasındaki zaman farkını, kalıcı kar sınırı yükseltisini, yerleşme ve tarım faaliyetlerinin sınırını, bitki örtüsü çeşitliliğini, toprak çeşidini, akarsu rejimlerini, tarım ürünleri çeşitliliğini, yerleşme biçimini, hayvanların dağılışını, vs. etkiler.

MERİDYEN (BOYLAM)

Bir kutuptan diğer kutba ulaşan, paralelleri dik açıyla kesen hayali yarım çemberlere meridyen denir.

Meridyenlerin, Başlangıç meridyenine (Greenwich) olan uzaklığının açı cinsinden değerine ise boylam denir. Meridyen ve boylam birbirlerinin yerine kullanılırlar.

                         

Meridyenlerin Özellikleri

Başlangıç meridyeninin 180 doğusunda, 180 de batısında olmak üzere, toplam 360 meridyen vardır.

Başlangıç meridyeni İngiltere’nin başkentindeki Greenwich istasyonundan geçen meridyendir.

İki meridyen arası uzaklığa bir boylam derecesi denir. Koordinatlarla bir yeri daha iyi belirleyebilmek için, her meridyen derecesi 60 dakikaya, her dakika 60 saniyeye bölünmüştür.

Ekvator üzerinde iki meridyen arası uzaklık 111 km dir. Kutuplara doğru gidildikçe bu uzaklık azalır. Türkiye üzerinde ise iki meridyen arası uzaklık, yaklaşık olarak 85 - 86 km dir.

Bütün meridyenlerin boyları birbirine eşittir.

Aynı meridyen üzerinde bulunan bütün noktaların (Güneş karşısından aynı anda geçtiklerinden) yerel saatleri aynıdır.

Meridyen dereceleri Greenwich’ten doğuya ve batıya gidildikçe büyür.

Meridyenler kuzey - güney doğrultusunda uzanır.

Bütün meridyenler kutuplarda birleşirler.

Meridyenler bir paralel boyunca birbirlerinden eşit uzaklıkta bulunurlar.

Ardışık iki meridyen arasındaki yerel saat farkı 4 dakikadır.

Boylamın Etkileri

Boylamın Dünya üzerindeki en belirgin etkisi, yerel saat farklarını oluşturmaktır.

YEREL SAAT

Herhangi bir yerde, Güneş’in en tepede olduğu ana ya da gölge boyunun en kısa olduğu ana öğle vakti denir. Öğle vakti gün ortasıdır ve saat 12.00 olarak kabul edilir. Buna göre ayarlanan saat dilimine yerel saat denir.

Yerel saat farkları, meridyenlerden faydalanılarak hesaplanabilir. Yerel saat hesaplarını yapabilmek için şunları öğrenmekte fayda vardır:

Aynı meridyen üzerinde bulunan bütün noktaların öğle vakitleri aynı anda olur ve yerel saatleri birbirine eşittir.

Aynı meridyen üzerinde bulunan noktaların yerel saatleri birbirine eşit olmasına rağmen (21 Mart ve 23 Eylül tarihleri hariç) Güneş’in doğma ve batma saatleri farklıdır. Bunun nedeni, Dünya ekseninin 23° 27' eğik olmasıdır.

                    

ORTAK SAAT (ULUSAL SAAT)

Çalışma hayatında, yerel saatlerin hepsini kullanmak mümkün değildir. Ticari ve ekonomik ilişkilerin kolaylaştırılması, haberleşme ve ulaşım hizmetlerinin hızlı ve düzenli bir şekilde yapılabilmesi için, yerel saatten farklı olarak, ortak saat ya da ulusal saat uygulamasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle her ülkenin, kendisine en uygun meridyenin yerel saatini bütün ülke sınırlarında geçerli hale getirmesiyle oluşan saate ortak saat adı verilmektedir.

Doğu - batı doğrultusunda geniş olan ülkeler (A.B.D, Kanada, Çin, vb.) aynı anda birden çok ortak saat kullanırlar. Ancak doğu - batı yönünde dar olan ülkeler (Türkiye, İtalya, Bulgaristan, İspanya, vb.) ise aynı anda tek ortak saat kullanırlar.

Türkiye’de, 1978 yılına kadar, 2. saat diliminde yer alan 30° Doğu meridyeninin yerel saati ortak saat olarak kullanılmıştır. 1978 yılından sonra, güneş ışınlarından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlamak amacıyla, ileri ve geri saat uygulamasına geçilmiştir. Şöyle ki;

Yaz döneminde 3. saat dilimine giren 45° Doğu meridyeninin yerel saati esas alınarak ileri saat uygulamasına geçilmiştir.

• Kış döneminde ise 2. saat dilimine giren 30° Doğu meridyeninin yerel saati esas alınarak geri saat uygulamasına geçilmektedir.

     

SAAT DİLİMLERİ (ULUSLARARASI SAAT)

Bilim ve tekniğin hızla gelişmesiyle ülkeler arası ekonomik ve siyasi ilişkilerin artması, buna bağlı olarak iletişimin hızlı olması uluslararası saatin doğmasına yol açmıştır. Bu sebeple saat dilimleri oluşturulmuştur. Dünya üzerinde 24 saat dilimi vardır.

 

TARİH DEĞİŞTİRME ÇİZGİSİ

Dünya’nın doğu ve batı yarım kürelerinin uç noktaları arasında bir günlük zaman farkı vardır. Bu nedenle, Başlangıç meridyeninin devamı olan 180° meridyeni, tarih değiştirme çizgisi olarak kabul edilmiştir.

 

180° boylamının batısına doğru gidildiğinde, Doğu Yarım Küre’ye geçildiği için, tarih 1 gün ileridir.

 

.

• 180° boylamının doğusuna doğru gidildiğinde, Batı Yarım Küre’ye geçildiği için, tarih 1 gün geridir.

ZAMAN PROBLEMLERİ

1. Yerel saat problemleri

Yerel saat problemlerinde şu yol takip edilir:

a. İstenilen merkezlerin her ikisi de Greenwich’in batısında ya da doğusunda ise, boylam numarası büyük olandan küçük olan çıkarılır. İstenilen merkezlerden birisi Greenwich’in doğusunda diğeri batısında ise boylamlar toplanır.

Buna göre;

Boylam farkı bulunur.

Bulunan boylam farkı sabit zaman farkı olan 4 ile çarpılarak yerel saat farkı hesaplanır.

b. Dünya batıdan doğuya doğru döner. Bu nedenle, doğuda yerel saat batıya göre daima ileridir. Batıda ise yerel saat doğuya göre daima geridir.

Buna göre;

Batıdaki bir noktanın yerel saati verilecek, doğudaki bir noktanın yerel saati sorulacak olursa, doğuda yerel saat daima ileri olacağından aradaki yerel saat farkı toplanır.

– Buna karşılık, doğudaki bir noktanın yerel saati verilir, batıdaki bir noktanın yerel saati sorulursa, batı daima geri kalacağından aradaki yerel saat farkı çıkarılır.

2. Güneş Problemleri

Güneş’in doğma ve batma saati ile ilgili problemlerde şu yol takip edilir:

a. Yerel saat problemlerinde anlatıldığı gibi iki nokta arasındaki yerel saat farkı bulunur.

b. Dünya, batıdan doğuya doğru döndüğü için, doğuda Güneş batıya göre daima erken doğar, batar. Batıda ise Güneş, doğuya göre daima geç doğar, batar.

Buna göre;

– Batıdaki bir noktada Güneş’in doğma saati verilir, doğudaki bir noktada Güneş’in doğma saati sorulursa, doğuda Güneş erken doğacağından aradaki yerel saat farkı çıkarılır.

– Eğer tersi sorulursa, batıda Güneş geç doğacağından aradaki yerel saat farkı toplanır.

TÜRKİYE’NİN MATEMATİK KONUMU VE SONUÇLARI

Türkiye, 36° - 42° Kuzey paralelleri ile 26° 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Ekvator’un kuzeyinde ve Greenwich’in doğusunda bulunan bir ülkedir. Türkiye’nin matematik konumunun sonuçları şöylece sıralanabilir:

Doğu - batı istikametinde 76 dakika yerel saat farkı bulunur.

Aynı anda tek ortak saat kullanılır. Çünkü doğu - batı yönünde fazla geniş değildir.

Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla gelmez.

İki meridyen arası uzaklık yaklaşık olarak 85 - 86 km dir.

Orta kuşakta yer alır.

Mevsimler belirgin olarak görülür.

Kışın cephesel yağışlar fazladır.

Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.

Güneyden kuzeye gidildikçe cisimlerin gölge boyu uzar.

Güneyden kuzeye gidildikçe gece - gündüz süreleri arasındaki fark artar.

Kuzeyden esen rüzgârlar sıcaklığı düşürürken, güneyden esen rüzgârlar sıcaklığı yükseltir.

Dağların güney yamaçları daha sıcaktır. Buna bağlı olarak güney yamaçlarda yerleşmeler fazladır.

Bir cismin öğle vakti gölgesi daima kuzeydedir.

 

 

                                          Konu ile ilgili ayrıntılı notlara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...

                       http://www.e-cografya.com/dersnotu/lise1/dersnotu/cografikonum.pdf


Bu konu ile ilgili toplam 38 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (38)


• 5/9/2008 - HARİTALARDA YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİ GÖSTERME YÖNTEMİ

Kategori: LISE 1 COGRAFYA

HARİTALARDA YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİ GÖSTERME YÖNTEMLERİ

İZOHİPSLER VE ÖZELLİKLERİ,HARİTADA EĞİM HESAPLAMALARI PROFİL ÇIKARTMA...

 

1. Renklendirme Yöntemi

Fiziki haritalarda yeryüzü şekillerini daha belirgin gösterebilmek için yükselti basamakları renklerle ifade edilir. Renklendirme işlemi, aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi olur:

Yükselti basamakları (m)

Kullanılan Renkler

0-200

Yeşil

200-500

Açık Yeşil

500-1000

Sarı

1000-1500

Turuncu

1500-2000

Açık Kahverengi

2000 ve üzeri

Koyu Kahverengi

Fiziki haritalarda beyaz renkler buzulları ya da kalıcı karları gösterirler. Göl, deniz ve okyanuslar ise mavi renkle gösterilmektedir. Mavinin tonu koyulaştıkça derinliğin arttığı anlaşılır. Renklendirme yöntemi, günümüzde en çok kullanılan yöntemlerdendir.

 

2. Gölgelendirme Yöntemi

Yerşekillerinin bir yönden ışıkla aydınlatıldığı düşünülür. Buna göre, ışık alan yerler açık, gölgede kalan yerler koyu renkte boyanır. Haritacılıkta daha çok yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.

 

3. Tarama Yöntemi

 

Eğim ile orantılı olarak kalınlıkları artan çizgilerle yerşekilleri gösterilir.

                  

Tarama yönteminde, eğim fazla ise çizgiler kalın, kısa ve sık olur. Eğim az ise çizgiler ince, uzun ve seyrek olur. Düz alanlar ise taranmayarak boş bırakılır. Fazla kullanılmayan bir yöntemdir.

4. Kabartma Yöntemi

Yeryüzü şekillerinin belirli bir ölçek dahilinde küçültülerek oluşturulan maketleridir. Bu yöntem, yerşekillerinin gerçeğe en uygun olarak gösterilmesini sağlar. Ancak, kabartma haritaların yapılışı ve taşınması zor olduğundan kullanım alanı dardır.

5. İzohips (Eş yükselti) Yöntemi

Deniz seviyesinden itibaren aynı yükseklikteki noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğrilere izohips eğrileri denir.


her hangi bir arazi resmi


İzohips haritası

İzohipslerin özellikleri şunlardır:

  • İç içe kapalı eğrilerdir.
  • Yeryüzü şekillerinin yükseltilerini ve biçimlerini canlandırırlar.
  • Sıfır (0) m izohipsi deniz seviyesinden başlar. Kara ile denizin birleştiği deniz kıyısını düz bir çizgi halinde takip eder. Buna kıyı çizgisi adı verilir.
  • İzohips eğrileri dağ doruklarında nokta halini alır. Buralar zirve olarak tanımlanır.
  • İzohipsler yeryüzü şekillerinin kuşbakışı görünümünü belirler.
  • En geniş izohips halkası en alçak yeri, en dar izohips halkası ise en yüksek yeri gösterir.
  • Aynı izohips üzerinde bulunan bütün noktaların yükseltileri birbirine eşittir.
  • İki izohips eğrisi birbirini kesmez.
  • Birbirini çevrelemeyen komşu iki izohipsin yükseltileri aynıdır.
  • İzohipslerin sıklaştığı yerler eğimin arttığını, seyrekleştiği yerler ise eğimin azaldığını gösterir.
  • Çukurluklar, derinlik istikametinde ok işareti konularak gösterilir. (Krater, polye, obruk gibi)
  • Her izohips eğrisi kendisinden daha yüksek bir izohipsi çevreler. Ancak çukur yerlerde bunun tersi geçerlidir.
  • İki izohips eğrisi arasındaki yükselti farkına eküidistans (izohips aralığı) denir.
  • İzohipslerin sık geçtiği deniz kıyılarında kıta sahanlığı (şelfi) dar, seyrek geçtiği kıyılarda kıta sahanlığı geniştir. Başka bir ifade ile, alçak kıyılarda deniz sığ, yüksek kıyılarda deniz derindir.

                         

Kıyıdan 200 m. derinliğe kadar olan sahaya kıta sahanlığı (şelf alanı) denir. Yüksek kıyılarda şelf alanı dar (Karadeniz ve Akdeniz kıyıları), alçak kıyılarda şelf alanı geniştir. (Ege ve Marmara kıyıları)

 

• Deniz seviyesine göre aynı derinlikteki noktaların birleşmesi ile elde edilen çizgilere izobat (eş derinlik) eğrileri denir. Kıyı çizgisi, izohips ile izobat eğrilerinin başlangıç çizgisidir.

Özellikleri:

  • İç içe kapalı eğrilerdir.
  • En geniş izobat eğrisi derinliği en az olan yeri, en dar izobat eğrisi ise derinliği en fazla olan yeri gösterir.
  • İzobatların sıklaştığı yerlerde eğim artarken, seyrekleştiği yerlerde eğim azalır.
  • İzobat eğrileri arası, kıyıdan derinlere doğru açık maviden koyu maviye doğru renklendirilir.

İZOHİPS HARİTALARINDA BAZI YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GÖSTERİLME

1. Boyun

 Tepe ve sırtlar arasında nispeten alçakta kalan düzlüklerdir.

                            

2. Vadi

İzohipslerin zirveye doğru “  Ù  ” şeklinde girinti yaptıkları yerlerdir. Vadi yamacının eğimine göre “  Ù  ” şeklindeki girintinin biçimi de değişir. “  Ù  ” nin açık ağzı suyun akış yönünü, kapalı kısmı kaynak yönünü gösterir.

3. Sırt

İki yamacın birleştiği, su bölümü çizgisinin geçtiği sınırdır.

                         

 

4. Çanak (Kapalı Çukur)

Çevresine göre yükseltisi az olan sahalardır. Çanakların kolaylıkla tanınabilmesi için, eğim yönünde merkezi gösteren bir ok işareti konur.

                        

5. Kıyı Çizgisi

Deniz seviyesini gösteren sıfır metre eğrisidir.

6. Delta

Akarsuların denize döküldükleri yerlerde denize doğru uzanan, üçgen şeklindeki çıkıntılardır.

                       

 

HARİTALARDAN YARARLANMA

1. İzohips haritalarından profil çıkarma

Yeryüzü şekillerinin yandan görünüşüne (kesitine) profil denir. Profil şu şekilde çıkarılır:

  • Profili çıkarılacak olan noktaların arasına bir doğru çizilir.
  • Bu doğrunun kestiği izohipslerin yükselti değerleri, alt kısma çizilecek yükselti ölçeği ile kesiştirilir.
  • Kesişen noktalar birleştirildiğinde profil çıkarılmış olur.

Şu üç özellik kontrol edilerek profil bulunabilir.

a)Tepe sayısı          b) Eğim             c) Yükselti

2. İzobat haritalarından profil çıkarma

İzobat haritalarından profil çıkarma işleminde, aynen izohips haritalarından profil çıkarılırken izlenen yollar uygulanır.

3.Yükselti Bulma

İki izohips arasındaki yükselti farkı dikkate alınarak, yükseltisi bilinen yerden başlamak üzere izohipsleri sayarak, istenilen noktanın yükseltisi bulunabilir. İzohips aralığı sayısının, iki izohips arası yükselti farkına çarpımı, toplam yükseltiyi verir.

4. Yön bulma

Haritalar genellikle kuzey - güney istikametinde çizilirler. Bundan yararlanarak yön tayin edilebilir.

Ayrıca paralel ve meridyenlerden de yararlanılabilir. Bunun yanında harita üzerindeki yön okları da bize bu konuda bilgi verir.

5. Eğim bulma

Haritalardan yararlanarak, herhangi bir arazinin eğimi ölçülebilir. Herhangi iki noktanın yükselti farkının, yine aynı iki nokta arasındaki yatay mesafeye oranına eğim denir.

  • Yatay mesafe arttıkça, eğim azalır,
  • Yatay mesafe azaldıkça, eğim artar.

Eğim şu formülle bulunur:

EĞİM % :      h(yükselti farkı) X 100

                    -----------------------------

                       L(yatay uzaklık)

h = Yükselti farkı

L = İki nokta arasındaki yatay uzaklık.

 


Bu konu ile ilgili toplam 11 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (11)


• 14/4/2008 - DERSLERE HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

Kategori: COGRAFYA

LİSE1-LİSE2-LİSE3- DERS KONULARI HAZIRLIK ÇALIŞMALARI...

 

LİSE 1. SINIFLAR                                       LİSE 2. SINIFLAR

 DÜNYADA GÖRÜLEN İKLİMLER-1                                   TÜRKİYENİN SU VARLIĞI BARAJLAR 

 İKLİMLER DERS NOTU  M.ZOR                                     TÜRKİYENİN SU VARLIĞI ETKİNLİK-2 

 ÖLÇME DEĞER. SORULARI                                         SULARDAN FAYDALANMA ETKİNLİK-3

 YERİN YAPI.VE JEOLOJİK ZAMAN.                                           ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI   

 İÇ KUVVETLER OROJENEZ VE EPİROJENEZ                               TÜRKİYENİN GÖLLERİ  VE ÖZELLİK. 

 İÇ KUVVETLER DEPREMLER ,VOLKANİZMA                               TÜRKİYENİN AKRSU GÖL BRAJ HARİTASI 

 DIŞ KUVVETLER AKARSULAR TEMEL BİLGİ                                YERALTI SULARI VE KAYNAKLAR  

 AKARSU AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEK.                                       NÜFUS VE YERLEŞMEYİ ETK.FAKT.

 YERALTI SULARI VE KARSTİK ŞEKİLLER                                     NÜFUS YOĞUNLUĞU ETKİNLİK (143) 

 RÜZGAR VE BUZUL ŞEKİLLERİ                                               YERLEŞME VE ÖZELLİKLERİ   

 DALGALAR AKINTILAR KIYI TİPLERİ                                      YERLEŞME TİPLERİ  KÖY alt. yerl.

 YER GÖÇMELERİ VE TOPRAK KAYMASI                                   TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ

 TÜRKİYENİN DAĞLARI HARİTALI                                             LİSE-2 ÖLÇME DEĞR.L SYFA 158

TÜRKİYENİN OVALARI PLATOLARI HARİTALI                         LİSE-2 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 180-181

 

  LİSE 3.SINIFLAR

  DOĞAL AFET ETK .   

  BÖLGE SINIFLANDIRILMASI ETKİNLİK

  LİSE-3 ÖLÇME DEĞER.(137)                 

  TÜRK KÜLTÜRÜ ETKİNLİKLE

  KÜLTÜR 141-147 ARASI ETKİNLİK

 KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ (144)GÖÇ

 İPEK YOLU ETKİNLİK SAYFA(145)

 KÜRESEL TİCARET ETKİNLİKLERİ 148-152

 TURİZM ETKİNLİK ÇALIŞMASI (154-155)

 TURİZM ÖLÇME DEĞRLNDRME SAYFA164-165

LİSE 3JAPONYA İNGİLTERE ETKİNLİK 168 VE 178

JAPONYA'NIN İZOLE OLMASI

LİSE 3 ÖLÇME DEĞERLENDİRME  187-188

LİSE 3 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 231

 

YENİ KONULAR EKLENMEYE DEVAM EDECEKTİR...

Özellikle istediğiniz çalışmaları yazarsanız öncelik verilebilir...

Derslerinize yardımcı olmak amaçlı konular ve ders etkinliklerinin bir kısmı düzenlenmiştir.Biz öğretmenler olarak burdaki amacımız siz öğrencileri hazırcılığa alıştırmak değil bilhakis derslerinize yardımcı olmaktır.Cevapları direk olarak alarak öğretmeninize söylemeniz yada çıktı olarak sunmanız sizlere kalıcı öğrenme sağlamaz sadece günü kurtarmış olursunuz ve küçük hesap yapan öğrencilerin başarıları sadece lisede kalır;bu noktadan yola çıkarak  özellikle etkinliklerin cevaplarını ders çalışır şekilde konsantra olarak anlamaya çalışmak hatta anlamadığınız kısımları bizlere iletmeniz yada öğretmeninize sormanız sizler için daha kalıcı bir  öğrenme sağlar coğrafyayı ezberlemekten ziyade öğrenmiş olursunuz . Umuyoruz ki gerçekten araştırmacı sorumluluk sahibi coğrafyayı seven ve anlayarak öğrenmeye çalışan siz gençlere yardımımız oluyordur.

 

LİSE1-2-3 SINIFLAR YAZILIYA HAZIRLIK ÖRNEK YAZILI SORULARI

 

LİSE 1. SINIF 2.DÖNEM 1.YAZILI YENİ   TIKLAYINIZ YENİ

LİSE1. SINIF 2.DÖNEM YAZILI ÖRNEKLERİ TIKLAYINIZ

LİSE 2. SINIF 2.DÖNEM 1.YAZILI İÇİN TIKLAYINIZ YENİ

LİSE2. SINIF 2.DÖNEM 1.YAZILI ÖRNEKLERİ  İÇİN TIKLAYINIZ

LİSE-3 SOSYAL 2.DÖNEM 1.YAZILI İÇİN TIKLAYINIZ YENİ


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 6/4/2008 - AKARSULAR AKARSULARIN ÖZELLİKLERİ AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLL

Kategori: LISE 1 COGRAFYA
AKARSULARDA AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ...

Akarsuyun, içerisinden geçtiği yatağı kazması ve kopardığı parçacıkları taşıması olayına aşındırma denir. Akarsular kimyasal ve fiziksel (mekanik) yollarla aşındırma yaparlar.

1. Kimyasal aşındırma: Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda veya sürekli sıcak bölgelerde, akarsuların geçtikleri yeri eritmesiyle yaptığı aşındırmadır.

 2. Fiziksel (Mekanik) aşındırma: Akarsular, eğime bağlı olarak kazandıkları güçle, yatağındaki kayaları parçalayarak aşındırır. Akarsular genelde fiziksel yolla aşındırma yaparlar.

Akarsuların fiziksel aşındırması üç şekilde olur.

a. Derine aşındırma: Akarsuların yatağını düşey doğrultuda ışındırarak, deniz seviyesine indirmeye çalışmasıdır.

b. Yana aşındırma: Akarsuların içlerindeki materyallerle birlikte, eğimin azaldığı yerde salınımlar yaparak, yanlara çarpması sonucu meydana gelen aşındırmadır.

c. Geriye aşındırma: Akarsularda su miktarı en çok ağız kısmında olur. Çünkü, bu kısımda akarsu bütün kollarından aldığı suyu taşır. Bu kesimdeki su fazlalığı nedeniyle, akarsular yataklarını, denize döküldükleri yerden başlayarak geriye doğru aşındırmaya başlarlar. Böylece aşınan nokta, kaynağa doğru kayar ve zamanla akarsu üzerindeki şelaleler ortadan kalkar. Buna geriye doğru aşındırma denir.

Geriye doğru aşındırma ile akarsular, çevredeki küçük akarsuları kollarıyla birlikte kendisine bağlar. Buna akarsu kapması veya kapma denir

Akarsular vadilerini kazıp derinleştirdikçe, yataklarının eğimi gittikçe azalır. Bu yüzden zamanla akış yavaşlar, aşındırma eski hızını kaybeder ve en sonunda hemen hemen sona erer. Akarsu yatağında artık, başlangıçtaki pürüzler, şelaleler ortadan kaldırılmış olur. Bu duruma erişen bir akarsuyun, ağzından kaynağına doğru uzanan profili iç bükey bir eğri halindedir. Buna denge profili denir.

                       

 Denge profiline ulaşmış bir akarsuda;

  • Yatak eğimi azalmıştır. Akış hızı azalmıştır.
  • Aşındırma gücü azalmıştır. Su potansiyeli azalmıştır.
  • Enerji üretimi için elverişsizdirler. Üzerinde ulaşım ve taşımacılık yapılabilir.

AKARSU AŞINIM ŞEKİLLERİ

1. Vadiler

a. Boğaz Vadi (Yarma Vadi): Yüksek dağ sıralarını enine yarıp geçen akarsular bu tür vadiler oluştururlar. Vadilerin yamaçları oldukça diktir ve vadi dardır.

                       

Türkiye'de, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Sakarya, Seyhan ve Göksu nehirleri ile Zap suyu böyle vadilerden akarlar.

b. Kanyon Vadi: Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan vadi tipidir. Yamaçlar oldukça dik ve derindir. Genellikle kolay aşınabilen kalın kalker tabakaları içerisinde oluşurlar.

                       

Kanyon vadiler, Türkiye’de pek yaygın değildir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Göksu vadisinde kanyonlar görülür.

c. Çentik (Kertik) Vadi: Akarsu yatağında aşındırma derine doğru sürüyorsa “V” şekilli vadiler oluşur. Bu tür vadilere çentik vadi adı verilir.

                       

Çentik vadiler ülkemizde en yaygın olan vadi tipleridir. Dağlık alanlarda bu tür vadilere sıkça rastlanır.

d. Yatık yamaçlı vadi: Farklı aşınma sonucunda farklı yükseklikteki yamaçlara sahip olan vadi tipidir. Akarsu yatağının eğiminin azaldığı yerlerde görülür.

                       

e. Tabanlı vadi: Akarsu aşındırmasının ileri safhalarında oluşan vadi şeklidir. Vadi tabanı ova özelliği kazanır. Vadi yamaçları iyice yatıklaşır ve belirginliğini kaybeder.

                       

Türkiye’de özellikle Batı Anadolu’da bu tür vadiler yaygındır.

2. Menderesler

Akarsular, eğimlerinin azaldığı yerlerde kıvrılarak akarlar. Hem aşındırma, hem de biriktirme sonucunda, bu kıvrımlar daha da genişleyerek menderesleri oluştururlar.Hem aşındırma hem biriktirme şeklidir.

Mendereslerde yana aşındırma fazla olduğu için sık sık yatak değiştirirler. Ülkemizde, ovaların tabanlarında ve olgun vadilerdeki akarsular menderesler çizerek akarlar.

Menderesler oluşturan bir akarsuyun;

  • Yatak eğimi azalmıştır.    Akarsu hızı azalmıştır.
  • Uzunluğu artmıştır.                   Aşındırma gücü azalmıştır.
  • Biriktirme faaliyetleri yaygındır.

3. Kırgıbayır (Badlands)

Şiddetli yağmurların oluşturduğu selinti suları, bitki örtüsünün bulunmadığı ve kolay aşınabilen arazileri aşındırır.

Bunun sonucunda, arazi yüzeyi girintili çıkıntılı bir görüntü alır. Bu tür arazilere kırgıbayır adı verilir.

Kırgıbayır, özellikle sağanak yağışların görüldüğü, yarıkurak bölgelerde daha sık meydana gelir. Türkiye’de, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.

4. Çağlayan ve Çavlanlar (Şelaleler)

Akarsu yataklarında, bazen bazı tabakalar aşınmaya karşı farklı direnç gösterirler. Bunun sonucunda da basamaklar oluşur. İşte, akarsuların bu basamaklardan akan kısımlarına çağlayan adı verilmektedir. Eğer basamaklar yüksekçe ve düşen su miktarı fazla ise, böyle kısımlar da çavlan veya şelale olarak isimlendirilir. Ülkemizdeki en tanınmışları, Manavgat Çağlayanı ile Düden, Muradiye ve Gürlevik şelaleleridir.

Çağlayan ve çavlanlarda suların yüksekten düştüğü kısım aşınırsa, derin oyuklar oluşur. Bu oyuklara dev kazanı adı verilir

5. Peribacaları

Volkanik arazilerde, selinti sularının, aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakaları aşındırması sonucunda oluşan şekillerdir.Oluşumunda volkanik tüflü arazi,sel ve yağmur suları,bitki örtüsünün az olması ve rüzgar etkilidİR.

                       

Türkiye’de Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Avanos çevresinde yaygındır.

6. Peneplen (Yontukdüz)

Akarsuların ve akarsularla birlikte diğer dış kuvvetlerin, yeryüzünü aşındırması sonucunda deniz seviyesinde hafif dalgalı düzlükler oluşur. Bunlara peneplen (yontukdüz) adı verilir.

Ülkemiz yeryüzü şekilleri IV. jeolojik zamanın başlarında toptan yükseldiği için, iç kısımlarda peneplen izlerini görmek mümkündür.

 AKARSULARDA BİRİKTİRME

Akarsuların biriktirme yapabilmesi için;

Eğimin azalması ,Suyun azalması

– Akarsu hızının azalması, Akarsu yükünün artması

gereklidir. Bu faktörler bir arada olunca, akarsuyun gücü azalır ve biriktirme başlar.

AKARSU BİRİKİM ŞEKİLLERİ

1. Birikinti Konileri ve Yelpazeleri

Dağ yamaçlarından düzlüğe inen akarsular, taşıdıkları materyalleri eğimin azaldığı yerlerde yarım koni şeklinde biriktirirler. Bunlara birikinti konisi denir.

                               

Akarsuların taşıdıkları maddeler ince ise, geniş bir alana yelpaze gibi yayılırlar. Bunlara da birikinti yelpazesi denir. Ülkemizde dağ eteklerinde, bu tip şekillere sıkça rastlanır.

2. Dağ Eteği Ovaları Dağ eteğinde, eğimin azaldığı yerlerde meydana gelen birikinti konileri ve yelpazelerinin zamanla yanlara doğru büyüyerek birleşmeleri sonucu oluşan ovalardır.

                               

Bursa ovası, Uludağ’ın eteğinde oluşmuş bir dağ eteği ovasıdır.

3. Dağ İçi Ovaları

Dağ içlerinde, eğimin azaldığı yerlerde, akarsuyun taşıdığı malzemeleri biriktirmesi sonucu oluşan düzlüklerdir. Engebeli ülkelerde daha fazla oluşur.

                                 

Malatya, Muş, Elazığ ovaları bu şekilde oluşmuşlardır.

4. Taban Seviyesi Ovaları

Akarsuların denize yaklaştıkları yerlerde taşıma gücü azdır. Böyle yerlerde akarsular, taşıdıkları malzemeleri biriktirirler ve ova yüzeyini alüvyal dolgu alanı haline getirirler. Böyle oluşan düzlüklere taban seviyesi ovası veya alüvyal taşkın ovası denir.

 

5. Delta Ovaları

Akarsuların taşıdıkları malzemeleri, deniz içerisinde biriktirmesi sonucu, üçgene benzeyen düzlükler meydana gelir. Bunlara delta ovası adı verilir.

Delta ovalarının oluşabilmesi için,

  • Akıntıların olmaması, Akarsu yükünün fazla olması
  • Gel - git genliğinin az olması ,Kıyının sığ olması gerekirTürkiye’de birçok delta ovası vardır. Başlıcaları Çukurova, Bafra ve Çarşamba ovalarıdır.
  •  6. Taraçalar (Sekiler) Aüvyal tabanlı vadi üzerindeki akarsuların, yeniden canlanarak, yatağını kazması sonucunda oluşan yüksekte kalmış eski vadi tabanlarıdır. Türkiye’de, çeşitli zamanlarda epirojenik hareketler görüldüğü için, vadiler boyunca taraçalar görülür.
  • 7. Kum Adacıkları

Akarsu eğiminin azaldığı ve yatağın genişlediği yerlerde, taşınan alüvyonlar ve kumlar küçük adacıklar şeklinde biriktirilir. Bunlara kum adacıkları dENİR.

 

 

Konu ile ilgili ayrıntılı notlar ve sorular için tıklayınız.

                                              http://www.dosya.cc/d__kuvvetler.pdf.html

 

Konuların devamı akarsular, buzullar ,dalga,ve diğerleri sitede yer alan konular bölümünde yer almaktadır...


Bu konu ile ilgili toplam 12 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (12)


• 6/4/2008 - TÜRKİYENİN AKARSULARI VE ÖZELLİKLERİ

Kategori: LISE 1 COGRAFYA

AKARSULAR ÖZELLİKLERİ,AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ...

               

      resimler kaynak: www.cografyatutkudur.com

Akarsularla İlgili Terimler

1.        Akarsu kaynağı: Akarsuyun doğduğu yerdir.

2.        Akarsu ağzı: Akarsuyun herhangi bir denize veya göle döküldüğü yerdir.

3.        Akarsu yatağı: Kaynakla ağız arasında uzanan, akarsuyun içinden aktığı çukurluktur.

4.        Akarsu vadisi: Akarsuların, içinde aktıkları yatağı aşındırmalarıyla ortaya çıkan çukurluktur.

5.        Akarsu havzası: Akarsuyun koları ile birlikte sularını topladığı alana denir

              

.Sularını denize uaştırabilen akarsulara açık havza denir.

Ancak, akarsular topladıkları suyu denize ulaştıramıyorsa, kara içinde bir göle dökülüyorsa veya yer altına sızıyorsa, bu tür akarsuların havzası kapalı havza dır.

6.        Su bölümü çizgisi: İki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınırdır. Genellikle dağların doruk noktalarından geçerler.

                 

7.        Akarsu ağı (Akarsu drenajı): Akarsu havzası, içindeki kollarıyla birlikte bir ağ oluşturur. Buna akarsu ağı (drenajı) denir. Havzanın eğimi, yapıyı oluşturan taşların cinsi ve tabakaların özelliklerine göre, değişik tipte akarsu drenajları oluşur.

8.        Akarsu debisi (akımı): Akarsu yatağının, herhangi bir kesitinden geçen su miktarının m3/sn cinsinden değeridir.

9.        Akarsu rejimi: Akarsuyun yıl içerisindeki debi değişiklikleridir. Akım düzeni olarak da adlandırılır. Su seviyesinde fazla değişiklik olmayan akarsuların rejimleri düzenlidir. Aylara ve mevsimlere göre, seviye değişikliği fazla olan akarsuların rejimleri düzensizdir.

 

                                  DÜZENLİ                                                                                  DÜZENSİZ 

10.     Akarsu hızı: Akarsuyun birim zamanda aldığı yoldur (m/sn). Akarsu hızı muline denilen bir araçla ölçülür.

11.     Hız çizgisi: Akarsu hızının en fazla olduğu noktaları birleştiren çizgidir.

12.     Sürekli akarsu: Yatağında her zaman su bulunduran akarsudur.

13.     Geçici akarsu: Yatağında her zaman su bulundurmayan, bazen kuruyan akarsudur.

14.     Taban seviyesi: Akarsular aşındırmalarını derine, yana ve geriye doğru yaparlar. Hiçbir akarsu yatağını deniz seviyesinin daha altına kadar ışındıramaz. Bu seviyeye taban seviyesi denir.

15.     Yamaç gerilemesi: Özellikle nemli iklim bölgelerinde yamaçlar hem alttan, hem de sel sularıyla üstten aşınırlar. Bunun sonucunda yamaç gerilemesi olayı meydana gelir ve yamaç profili oluşur.  

TÜRKİYE’NİN AKARSULARI ,dÖKÜLDÜKLERİ DENİZLERE GÖRE AKARSULAR,AKARSULARIN REJİMLERİ VE HAVZALARI,

         Akarsuların genel özellikleri:

1-Akarsularımızın debisi yüksek değildir.

2-Akarsularımızın akış hızı yüksektir.

3-Akarsularımızın rejimi düzensizdir.

4-Bazı akarsularımız kaynağını dışarıdan alır. Asi, Meriç gibi.Bazı akarsularımız da Türkiye’de doğar,dışarıda denize dökülür.

         -Fırat, Dicle,Aras, Kura, Çoruh

5-Akarsularımızdan şu şekilde yararlanılır.

-İçme suyu

-Sulama

-Turizm

-Balıkçılık

-Enerji üretimi

6-Türkiye’nin yeryüzü şekilleri çeşitli olduğundan akarsu havzalarımız da farklı özellikler gösterir.

BAŞLICA AKARSULARIMIZ

1 Karadeniz’e dökülenler

Çoruh: Üç ana koldan doğar. Çoruh, Oltu, Tortum çayları. Bunlar Yusufeli’nde birleşerek Gürcistan’dan denize dökülür. Vadi derin ve akış hızı fazla  olduğu için Rafting sporları yapılır.

Harşit: Trabzon ve Gümüşhane dağlarından doğar.

Yeşilırmak: üç ana koldan doğar. Kelkit; Erzincan dağlarından doğar. Erbaa,Niksar ovasına gelir, Burada Sivas’tan diğer Yeşilırmak ile birleşir. Çarşamba’dan Denize dökülür.

Kızılırmak: İç ve Doğu Anadolu’dan kaynağını alır. En uzun kolu Sivas’tan doğar. İç Anadolu’da iç bükey bir yay çizer. Devrez Çayı ve Gökırmak ile birleşir. Daha sonra Bafra’dan denize dökülür.

Bartın çayı: Küre dağlarından doğar. Taşımacılık yapılır.

Yenice: Üç ana koldan oluşur. Aras suyu ve Ulusu ile Bolu’dan geçer Büyüksu ile birleşir. Devrek’ten denize dökülür.

Sakarya: Porsck Çayı ile Kısmir Çayı birleşerek Sakarya’yı oluşturur. Daha sonra Pamuk ovada Göksu ile birleşir ve Adapazarı’na ulaşır.

Marmara Denize Dökülenler  :

Susurluk: İç Batı Anadolu’da Şaphane Dağlarında doğar. Nilüfer çayıyla birleşerek Marmara’ya dökülür.

                Ayrıca : Gönen ve Karabaş çayları vardır.

Ege Denizine Dökülenler:

Meriç: Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturur. Bulgaristan’da Rodop dağlarından doğar.Ege denizine dökülür.

Bakırçay: aynı adı taşıyan graben boyunca akar.

Gediz: Kütahya’daki  Murat dağından doğar. İzmir körfezinin kuzeybatısından dökülür. Alaşehir ve Kumçayı ile birleşir.

K.Menderes: Bozdağlardan doğar. Kuşadası körfezinden denize dökülür.

B.Menderes: Kaynağını İçbatı Anadolu dağlarından alır .

Akdenize dökülenler:

Aksu: Eğridir Gölü ve Davras dağlarından kaynağını alır, Antalya’dan denize dökülür.

Manavgat: Karstik kaynaklarla beslenir. Kanyon vadileri içerisinde akar. Manavgat’tan denize  dökülür.

Göksu: Taşeli platosundan iki kol halinde doğar. Kanyon vadilerden akar. Ermenek çayı ile birleşerek Akdeniz’e dökülür.

Seyhan: Aladağ ve Bolkar dağlarından doğar. Çakıtçayı ve Tahtalı dağlarından doğan Göksu ile birleşir.

Ceyhan: Elbistan havzasını çevreleyen dağlardan kaynağını alan Ceyhan, Maraş’taki Aksu çayı ile birleşir. Çukurova’ya ulaşır ve İskenderun körfezinden denize dökülür.

 

 

 

Basra körfezine dökülenler:

                    

                         FIRAT:

 Erzurum dağlarından doğar, Karasu ile Karasu ve Aras Dağlarından doğan Murat kollarından oluşur.bu iki kol Keban barajına dökülür ve Barajdan çıktıktan sonra Fırat adını alır. Daha sonra Suriye ve Irak’tan geçerek Dicle ile birleşir. Şat-ül Arap adı altında dökülür.

                         DİCLE:

 Bitlis Dağlarının güney yamaçlarından doğar. Türkiye-Suriye sınırını oluşturur ve Irak topraklarına girer. Fırat’la birleşir ve Basra Körfezine dökülür. En önemli kolu Yüksekova’dan kaynağını alan Zapsuyu’dur.

Hazar Denizine Dökülenler:

                              

                 KURA:

Yalnızçam ve Allahûekber dağlarından doğar. Ardahan’ı geçtikten sonra Gürcistan’a girer, Aras ile birleşerek Hazar’a dökülür.

                      ARAS:

 Palandöken ve Kargapazarı dağlarından doğar. Iğdır ovasında, Çıldır Gölünden kaynağını alan Arpaçay ile birleşir ve ülkemizi terk ederek Kura ile birleşir.

AKARSU HAVZALARIMIZ

a) İç Anadolu Kapalı Havzaları:

1-Afyon, Akarcay havzası: Güneyde sultan dağları, Kuzeyde Emir dağları, kütlesi arasında çökme sonucu oluşmuş içinde Karamuk, Akşehir ve Eber göllerinin bulunduğu havzadır. Eber gölünün suları Akşehir’e dökülür. Akşehir’in suyu tuzlu, Eber’in suyu tatlıdır. Karamuk gölünün suları, bir düden vasıtasıyla Eğirdir gölüne dökülür.

2-Konya kapalı Havzası: Güneyde Toros dağları, kuzeyde Obruk platosu ile çevrilidir. Bu havzada Beyşehir gölünden gelen Çarşamba suyu dökülür. Bu havzaya dökülen akarsular, tuzlu bataklıkları besler.

3-Tuzgölü havzası: Tuzgölü çevresi, çökme sunucu oluşmuştur. Havzanın çevresindeki yüksek sahalardan gelen kısa boylu akarsular. Tuz gölüne dökülür.

 

b) Göller Yöresi Kapalı Havzaları:

1-Burdur gölü havzası: Çevreden gelen bir çok geçici akarsu ile, Tefenni ovasından gelen Eren çayı dökülür.

2-Acıgöl Havzası:Doğudaki Söğüt dağlarından kaynağını alan geçici akarsular dökülür.

Not: Göller yöresinde ayrıca Salda, Yarışlı, Burak ve Kestel gölleri kapalı havza özelliği taşır.

c) Van kapalı havzası:

Van gölünün güneyinde Bitlis, kuzeyinde ise volkanik dağlar uzanır. Van gölü, Nemrut dağından çıkan lavlar sonucu oluşmuştur. Van gölünün suyu sodalıdır.

AKARSULARIMIZIN REJİMLERİ:

Akarsu rejimi: Akarsuyun debisinin yıl içersinde gösterdiği alçalma yükselme halindeki seviye değişikliğidir.

Akarsuyun debisi: Akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinden 1sn’yede gecen su miktarına debi denir.

                Debiye etki eden faktörler:

1) İklim (yağış sıcaklığı)

2) Bitki örtüsü

3) Havzadaki büyük kaynaklar ve yer altı suları

4) Yatağın geçirimliliği

5) Dağlardaki kar kalınlığı

6) Göller

7) İnsan

                 Rejime etki eden faktörler

1) Yağış rejimi

2) Yağış biçimi

3) Akarsu kaynağı

4) Sıcaklık ve buharlaşma

5) Havzanın genişliği

6) Arazinin şekli ve eğimi

AKARSU REJİM TİPLERİ

a) Yağmur Suları İle Beslenen Akarsular: Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde, akarsularda yazın seviye düşmesi, kışında seviye yükselmesi görülür. Karstik kaynaklarla beslenen akarsularda, seviye düşmesi fazla olmaz. Akdeniz akarsu rejimi, barajın olmadığı akarsu veya kolunda görülür. Örnek: Baraj olan

Seyhan-Ceyhan-Gediz-Manavgat gibi akarsular doğal özelliğini kaybetmiştir.

b) Kar ve Buz Suları İle Beslenenler: Bu rejim, yağışın büyük bölümünün kar şeklinde düştüğü yüksek dağlardan kaynağını alan akarsularda görülür. Örnek: D. Karadeniz ve D. Anadolu akarsuları. Bu tip akarsularda, akım seviyesi Mart- Ağustos arasında yükselir, kışın düşer.

c) Kaynak sularıyla beslenenler: Örnek: Manavgat ve Köprücay’dır.

d) Gölden çıkan akarsular:

                 1-Beyşehir gölünden çıkan ve Konya arazisini sulayan Çarşamba suyu

                 2-Eğirdir gölünden çıkan Kovada çayı.

                 3-Manyas gölüne ulaşıp, tekrar gölden çıkan Koçaçay

                 4-Ulubat gölünü ulaşıp tekrar gölden çıkan Kemalpaşa- Orhaneli

                 5-Erzurum ovasının doğu ve güneyindeki bataklık ve göllerden çıkan Karasu

                 6-Çıldır gölünden çıkan Arpaçay

e) Karma rejimli akarsular: Ülkemizdeki büyük akarsulardan Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Fırat ve Dicle önemli karma rejimli akarsulardandır.bu tür akarsular, farklı iklim bölgelerinden beslenir.


Bu konu ile ilgili toplam 19 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (19)


• 3/3/2008 - SÜVEYŞ KANALI

SÜVEYŞ KANALI

Firavunlar dönemine dayanan bir hayalin gerçeğe dönüşmesidir Süveyş Kanalı. İnsanoğlunun zaman ve özellikle ticarette tasarruf etme isteği eski çağlara kadar dayanır. Eski gemiciler tarafından Akdeniz ve Kızıldeniz arasında yapılan ticari yolculuklar için uzun mesafeleri can ve mal kayıplarıyla kat etmeleri, zamanla daha kısa bir yol arayışına girmelerine neden olmuştur.

                Resim:SuezCanalElGuisr.jpg         

                                                      Kanal inşaatı. kaynak:www.wikidia.info/tr/wiki/Kanal.html

 Bugün Mısır halkının Piramitler ve Nil Nehri kadar önemsediği ve ulusal bir sembol haline getirdiği Süveyş Kanalı'nın aynı zamanda dünya ticaretine yaptığı katkı da unutulmamalı.

                    Resim:SuezCanalKantara.jpg

Kanaldan geçen ilk gemiler.

                                                            upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/...

                              

İlk kez M.Ö Firavunlar döneminde çalışmalarına başlanmış ancak tamamlanamamıştır. Daha sonra Yunanlıların ve Arapların da yarım bıraktıkları kanal çalışmalarında Osmanlılar döneminde Yavuz Sultan Selim, II.Selim ve III.Mustafa Han'ın da önemli payları olmuştur.

 

 

Napoleon Bonaparte'ın 1798 seferinde iki denizi, bir kanal açarak birleştirme isteği insanın düşünme gücünün resmedilmesinde ki somut bir adım olmuştur. O zaman ki imkanlarla mühendisler; Akdeniz ile Kızıldeniz arasında ki dokuz metrelik su seviye farkının böyle bir kanalın yapımını olanaksız kılacağını ileri sürdüler. 1854 yılında Ferdinand Vicomte de Lesseps tarafından çizilen projeyi uygulamak amacıyla Compagnie Universelle du Canal Maritime de Suez kurulmuştur. 1861 yılında başlayan çalışmalar 1869 'da tamamlandı ve aynı yıl kanal açıldı. 1869 yılında kanalın yönetimi Mısır hükümeti tarafından 99 yıllığına uluslararası bir şirkete devredildi. 1875 'te İngilizler kanalın %44'üne sahip oldu. Yaklaşık 87 yıl boyunca uluslararası bir kimlik taşımış olan Süveyş Kanalı, 1956 yılı Temmuz ayında bütünüyle Mısır'ın yönetimine geçmişti. 1956 yılında Mısır hükümeti tarafından millileştirildi. Ancak 1948 ile 1975 yılları arasında İsrail gemilerinin geçişine izin verilmedi; 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı'nın ardından ise 1975 yılına kadar, tam sekiz yıl boyunca bütün geçişlere kapalı tutuldu. 1975 yılında kalıntı ve mayınlardan temizlenerek yeniden açılan kanal, 1980 yılına kadar süren bir çalışmayla genişletildi.

                               

                                   www.uted.org/dergi/2006/ekim/suveys.htm

 

Açılışından bu yana 1 milyonu aşkın geminin ve 12 milyar tonu aşkın yükün geçiş yaptığı kanal bütün bu zaman boyunca 30.5 milyar Amerikan Doları gelir sağlamış durumda... Şu an 25.000 gemiyi aşan yıllık geçiş kapasitesiyle, toplam dünya ticaretinin %14'ü Süveyş Kanalı'ndan geçiyor. Petrol ihracatında ise %26 gibi yüksek bir orana hizmet ediyor. Yine Arap Yarımadası'ndaki limanlara ulaşan toplam yük ve kargonun %41'i buradan geçiyor. Suudi Arabistan'ın Cidde Limanı ile Karadeniz'de ki Köstence Limanı arasındaki mesafe Ümit burnu üzerinden 11771 mildir. Süveyş kanalı üzerinden ise 1698 mildir. Böylece mesafe %86 oranında kısalır. Hollanda'nın Rotterdam Limanından Japonya'nın Tokyo Limanına giden bir geminin alacağı yol %23 oranında kısalır. Afrika sahilinden dolaşması ile kıyaslanırsa, deniz yoluyla yapılan dünya ticaretinin %7'si Süveyş kanalından yapılır. Bu ticaretin %35'i Kızıldeniz ve Arap Körfezi limanlarından yüklenir. %20'si Hint ve Güneydoğu Asya Limanları ve %39'u Uzakdoğu bölgesinden yapılır.

 

                    

                                   www.uted.org/dergi/2006/ekim/suveys.htm

 

Mısır Hükümeti kanalın teknoloji ve kapasitesini, gelişen dünya ticaretine ve artan ulaşım gereksinimlerine paralel biçimde yükseltmeye büyük özen gösteriyor.

                    

Birleştirdiği denizler arasında önemli bir su seviyesi farkı olmadığından kanalda kapak ve kilit sistemi bulunmamakta ve kanalın gerektiğinde genişletilmesi ya da derinleştirilmesinde herhangi bir teknik zorluk da söz konusu olmamaktadır. Gemi Trafik Yönetim Sistemi, elektronik sistem ve radar ağı sistemlerinin bulunduğu kanal da kaza oranı neredeyse sıfır olup seferler gece ve gündüz de yapılabilmektedir. Sefer yapan büyük tankerler için barınma imkanına da sahiptir. Şu anda yapılan çalışmalarda kanalın, 2010 yılında 72 feet (21.88 metre) su çekme kapasitesine sahip gemilerin geçişini yapabilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, 360.000 tonluk kapasiteye sahip gemiler bile kanaldan rahatlıkla geçebilecek. Günümüzde askeri olmayan yük gemileri de kanaldan transit olarak geçiş yapabilmekteler.

Kaynak:

www.uted.org/dergi/2006/ekim/suveys.htm


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 19/2/2008 - DÜNYADAN ÖZEL UYDU FOTOĞRAFLARI

Kategori: GUNCEL

DÜNYADAN ÖZEL UYDU RESİMLERİ

 

AĞRI DAĞI

   

 

İSTANBUL VE ÇANAKKALE BOĞAZI

   

 

   

 

BÜYÜK KANYON

    

 

ATLAS DAĞLARI

    

 

 

HİMALAYALAR

    

 

    

 

KANARYA ADALARI

    

 

    

 

BALKAN DAĞLARI

    

 

ARAL GÖLÜ

    

ALP DAĞLARI

 

    

 

    

 

ANDMAN ADALARI

    

 

ELBRUZ DAĞLARI

    

 

KRALİCE ELİZABETH ADALARI

    

 

FUJİ DAĞI

    

 

CEBELİ TARIK BOĞAZI

    

 

YUNANİSTAN

    

 

HÜRMÜZ BOĞAZI

    

 

 

  

 

KAYNAK: www.geobilim.com

 

 

 

Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 16/2/2008 - uydu görüntüleri


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 12/2/2008 - Ömer Madra, ‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’

Madra küresel felaketin kitabını yazdı

Gazeteci, yazar ve radyo programcısı Ömer Madra, ‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’ adlı kitabında küresel felaketin bugünkü ve gelecekteki sonuçlarını yazdı.

 

        

 

İSTANBUL - Yazar, gazeteci ve radyo programcısı Ömer Madra, ‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’ adlı bir kitap çıkardı. Kitabını İTÜ’de gerçekleşen TTDM’nin küresel ısınma seminerinde tanıtan Madra, küresel ısınmanın dünyayı nasıl etkilediğini farklı örnekler vererek anlattı; “Eskimolar ilk defa buzdolabı ve klima satın aldılar. Bu bir fıkra değil, çok üzücü bir durum” dedi.

 

Küresel Isınma ve İklim Krizi’ adlı kitap Ömer Madra ile çevreci Dr. Ümit Şahin’in 26 saatlik söyleşilerinden oluşturulmuş. Şahin’in sorularına, Madra yanıt vermiş.
Küresel Isınma ve İklim Krizi adlı kitap, çevreci Dr. Ümit Şahin ile Ömer Madra'nın 26 saatlik söyleşilerinden derlenerek hazırlandı.

Kitap, küresel ısınmanın tespitlerini, kanıtlarını ekolojik perspektif bakışıyla izliyor ve iklim krizinin siyasal sorunlarını yanıtlıyor. Küresel ısınmanın sadece dünyada yaratacağı etkisine değil, siyasal ve psikolojik derinliği de anlatılıyor ve neden hâlâ önlem alınmadığına dair farklı tahminlerde bulunuluyor. Madra, “Akdeniz Bölgesi’nde, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve bütün kıtalarda aynı anda bütün buzların erimesiyle, gezegenin tarihinde gördüğü en büyük felaketlerinden birine doğru çok büyük bir hızla sürüklendiğini görüyoruz. Bu süreç Endüstri Devrimi’ne kadar uzanmaktadır” diyor.

Madra küresel ısınmanın sonunda yaşanacakları çarpıcı örneklerle anlatıyor: “Grönland’da buzlar eridikten sonra, petrol ve doğalgaz çıkartabileceklerini umuyorlar, öte yandan ‘kutup hayvanları hayvanat bahçelerinde korunmak zorunda kalacaklar. Kuzey Kutubu’nda sıcaklık 22 dereceyi buldu, yağmur yağdı. Bu dünya tarihinde görülmemiş bir sıcaklık.”

 

 

KAYNAK:  www.ntvmsnbc.com/news/422315.asp


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 10/2/2008 - ESKİMOLAR VE EVLERİ

Kategori: GUNCEL

ESKİMOLAR VE EVLERİ (İGLO)

 

 

Resim kaynak: www.dialogueokul.com/subat_2007.htm

Eskimolar Evlerini Nasıl Yaparlar?

Eskimolar adına igloo denen buzdan evler yaparlar. Bu evlerin yalıtımı çok önemlidir. Ana yapıyı oluşturan buz bloklarının arası karla sıvanarak tıkanır. İyi bir igloonun kapısı da yer üstünde olmaz. İçeri girip çıkarken kapının açılıp kapanması, içerdeki sıcak havanın dışarı kaçmasına soğuk havanın içeri dolmasına neden olur. Bundan dolayı buzdan bir ev yapılırken önce geçici bir kapı yapılır ve evden içeri girilir. Asıl kapı evin altındaki kar kazılarak yeraltından geçirilen kapıdır. Bu sayede buz evin yalıtımı tamamlanır. Buzdan ev elbette ki bizim ölçülerimizde sıcacık değilse de, bu sayede oldukça elverişli bir ısıya gelir.
                          

                                                       Resim kaynak: www.cogramiz.blogcu.com
Eskimolar Evlerini Nasıl Isıtırlar?

Eskimoların evleri küçücüktür ama sıcacıktır. Bembeyaz büyük bir kutu gibi gözükür.
Eskimoların evleri sanıldığı aksine içleri 10 derecedir ve giysilerinizi kurutabilirsiniz ve sandığınızdan oldukça geniştir içerde yağla çalışan gaz lambası kullanılır ve bununla yemek pişirilir, hayvan postlarından oluşmuş oturma yeri vardır, içeri bir tünelden girilir ve igloo yerden derindedir bundan dolayı içerde iki büklüm kalmazsınız

İngilizce "Eskimo evi". "iglu" diye okunur. Kardan buzdan oyulur.
Kardan evlerin duvarları, yine kardan yapılan kalıplarla örülmüştür. Bu kalıplar, kar tanecikleri ve bu tanecikler arasında bulunan hava dolu gözeneklerden meydana gelir. Öyle ki kar kalıplarının yapısının büyük bir kısmının hava dolu gözeneklerden meydana geldiğini söyleyebiliriz. Durgun havanın ısı iletimi, katı maddelerin ısı iletiminden daha düşüktür. Bu şekilde gözenekli yapıya sahip cisimlerin ısı iletimlerinin zayıf olması beklenir. Kışın giydiğimiz yünlü elbiselerimiz, binalarda kullanılan kiremitler ve yalıtım malzemeleri bu tür gözenekli yapılara örnek verilebilir. Dışarıdan içeriye ve içeriden dışarıya ısı geçişini zorlaştıran bu sistem sayesinde kardan evlerde yakılan küçük bir ateş bile dışarıdaki dondurucu soğuğa karşı Eskimoların korunmasında yeterli olur


ESKİMOLARIN EVLERİ

               
                    Resim kaynak:
zibou.info/.../stories/BLOG/finished-igloo.jpg

Kuzey Kutup bölgesinde yaşayan Eskimoların yaşadığı kar kulübeleri yada kar evlerine “igloo” adı verilir. Bu evlere kutup evi de denebilir.

Eskimoların buzdan evleri, minicik olur, ici sicaktir, dişarda her ne kadar buz varsa da.
beyazdir, kir gosterebilir.
kucuktur, toplamasi kolaydir.
kapisi yer seviyesinden asagiya kazilarak yapilir. alltan egilerek girilir.

Sertlesmiş karın bloklar halinde kesilip kubbe benzeri bir geometride birleştirilmesiyle olusturulan kapalı alan. Bu yapının dışarıdaki sıcaklık ne olursa olsun ic sıcaklığı arti dört derecede kalır. Dört derecenin soğuk olduğunu düşünenler için bir not, eskimoların yaşadığı cevrede disarisinin sicakligi uzun kis boyunca eksi yirminin ustune pek cikmaz sIk sIkda eksi otuz ve kirklari gorur.   

Kuzey Kutbu Tundra Kuşağında yaşayan Laponlar, Samoyetler, Tunguzlar ve Eskimolar yazın ren geyiği derisinden yaptıkları çadırlarda yaşarlar


Eskimoların Amerikalı yerlilere mi, yoksa Moğol ırkına mı dâhil oldukları belli değildir.
Moğollara ait oldukları daha fazla zannedilmektedir. Boyları kısa (1.50-1.60 m), elleri, ayakları çok küçük, gövdeleri bacaklarına nazaran daha uzundur. Deri sarıya yakın, açık kahverengi arasındadır. Saçları siyah, gözleri siyah ve kahverengi ve çekiktir. Sakal ve bıyık hiç çıkmaz veya çok seyrek çıkar.

                            

          Resim kaynak: albatros-blog.blogspot.com/2007/12/grup-albat...
Moğolistan'ın yerli halkı. Doğu Asya kavimlerinden. Asıl yurtları Moğolistan’dır. Kısa zamanda Asya kıtasının büyük bir kısmına sâhip olup, yayıldılar.
Antarktika’da iki tip Eskimo vardır. Birisi yuvarlak yüzlü, diğeri Moğollar gibi düz yüzlüdür. Fiziki özelliklerine göre, dünyânın en farklı ırkına sahip topluluklardandır. Şişman sayılmazlar. Yüzlerinin genişliği ve kalın elbiseleri şişman gösterir.

Eskimolar, deniz kıyılarını ve civarını tercih ederler. Kıyıdan nadiren 40-150 km uzaklaşırlar. Doğu-batı istikâmetinde 6000 km düz bir hatta yaşayan yegane yerli topluluklardır. Mesafenin bu kadar geniş olması ve basit yaşayışları sebebiyle dünyânın en az nüfus yoğunluğuna sahip toplum hâline gelmişlerdir. Lisanlarını ve adetlerini devam ettirmekteki titizlikleri, yaşamak için verdikleri mücadelenin sertliğine bağlanabilir.

Eskiden “kayak” adını verdikleri enteresan ve deriden kaplanmış tek kişilik kayıklarını avlanırken kullanırlardı. Sıçrayan dalgalardan korunmak için üzerlerine su geçirmez bir deri ceket giyerler. Kayık devrilse bile, elbiseleri sebebiyle yaralanmadan kurtulabilirler. Kanada’daki bâzı Eskimolar, Karibu’nun etini yer, derisini giyer, kemiklerinden av âleti yaparlar.
   

                         

                                         Resim kaynak: www.bilgipanosu.com/2007/09/09/eskimolar/
İgolalardan başka, bâzı evlerin üstlerini molozla örterler. Diğer insanlarla olan münâsebetleri sebebiyle, pek nâdir de olsa bâzı yerlerde muntazam evlerde yaşarlar.

Şamanizme inanırlar.

 Bütün dinlerin çıkış kaynağı olarak kabul edilen Şamanizm‘in kökenleri İÖ 50 binli yıllara kadar dayanır. Doğaya tapınma, doğaya hükmeden (yağmur, kar, güneş, fırtına, rüzgar) güçlere tapınmayı temel alan bir inanç şeklidir. Çıkış merkezi Orta ve Kuzey Asya olarak bilinse de, Uzakdoğu’dan, Kuzey ve Güney Amerika’ya , hatta kıta Avusturalyası’na kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan bu inanç biçimi Türkler’in de ilk dini olarak karşımıza çıkar. Bütün dünya coğrafyasında Şamanizm’e inanmış insanların bu dini uygulayış biçimi küçük farklılıklar gösterse de birbirine benzer çok fazla yanı vardır Avrupalılar bazı Eskimoları Hıristiyanlaştırmışlardır.


Fok balığı ve bâzı balıkları avlarlar. Av âleti olarak eskiden kullandıkları en gelişmiş aletleri zıpkındır. Zıpkının ucu kemiktir. Köpeklerin bulunduğu, fok balıklarının nefes almak için kullandıkları deliklerin başında beklerler. Fok çıkar çıkmaz zıpkınlar veya bu delikler vâsıtasıyla balık avlarlardı.

Bugün kayaklar ve kayıklar yerlerini madenden yapılmış botlara ve motorlu deniz taşıtlarına terk etmiştir. Köpeklerin çektiği
Köpek Yaşadığı yerler: Evcil ve vahşi olarak dünyanın hemen hemen her yerinde. Özellikleri: Keskin koku alma ve işitme kabiliyetli etçil bir memeli. Sahibine bağlılığı ile şöhret bulmuştur. Ömrü: 15-20 yıl. Çeşitleri: Görünüş ve büyüklükleri farklı 100’den fazla köpek ırkı vardır. Çoban köpeği, av köpeği, buldog, polis köpeği, Saint Bernard köpekleri Ünlüdur.

Etçiller (Carnivora) takımının,
köpekgiller familyasından bir memeli türü. Çok eski çağlardan beri evcilleştirilmiştir. Görünüş kızaklar yerlerini gemilere ve otomobillere bırakmıştır.
Kızak Kar ve buz üzerinde, insan ve eşya naklinde kullanılan tekerleksiz taşıt. Deniz araçlarının yapıldığı ve tamir edildiği tersanelerde gemilerin suya indirilmesi veya sudan çekilmesi için kullanılan tertibata da kızak denir. Kızağın ilk defa dünyanın neresinde ve kaç yıl önce kullanıldığına dair elde kesin bilgiler yoktur. Bazı kazılarda bulunanlardan kızakların yedi bin senelik mazisi olduğu tahmin edilmektedir. İlk önceleri yük taşımak için yapıldığı zannedilen kızaklar zamanla insaların Petrol bulunması dolayısıyla modern yollar yapılmış ve bir çok ekonomik yenilikler de böylece Eskimolar arasına girmiştir.

Artik Okyanus kıyısını Asya’nın kuzey-doğusundan Grönland’a kadar işgal eden Eskimolar kendilerini çevreleyen topluluklardan çok farklıdırlar ve fizik tipleri kadar kutup hayatına uymuş medeniyetlerle de karakterlenirler, ırk ve etni burada gerçekten birlikte görülmektedir.

“ Eskimoların boyları doğudan batıya doğru kısalmakta ve 1m. 58 ile 1m. 64 arası değişmektedir. Ortanın altındadırlar. Vücut tıknaz ve kuvvetli bir yapıdadır . Kollar ve bacaklar nisbeten kısadır, eller ve ayaklar küçüktür. Deri rengi sarımtırak esmerdir ve Mongol lekesi (Doğumda vücudun herhangi bir bölgesinde bulunan koyu leke, Mongol ırklarında genellikle görünür) çocuklarda aşağı yukarı sabit bir şekilde bulunur”.

Baş karakteristik bir yapıya sahiptir. Uzun ve çok yüksektir. Yüz kitlevidir, önden bakıldığında beş köşeli bir şekil gösterir. Bu çenelerin çok geniş olması ve elmacık kemiklerinin gelişmiş olmasından ileri gelmektedir Mongollarda olduğu gibi elmacık kemikleri bunlarda da ileri doğru çıkıntı yapmaktadır. Burun orta derecede geniş ve oldukça tümsektir. Mongol pilisi (üst göz kapağından alt göz kapağına kadar uzanan perdemsi uzantı) bunlarda çoğunlukla görülür. Saçlar siyah ve serttir, gözler kahve rengidir. Eskiden fizyolojik bakımdan 0 kan grubunun Eskimolarda diğer kan gruplarından daha yüksek bir nispette bulunduğu hatta saf ırktan kişiler arasında yalnız 0 kan gurubunun var olduğu zannediliyordu. Sonradan yapılan araştırmalar bu fikri doğrulamamıştır. Melezleşmemiş kabilelerde A grubunun sayısı hemen hemen 0 kan gurubu kadar çoktur.

                    

                                    Resim kaynak: albatros-blog.blogspot.com/2007/12/grup-albat...

Eskimoların bugün yaşadıkları alan çok geniştir, Kuzey Amerika’nın bütün kuzey kıyısı, artik adalar grubu ve Groeland buraya dahil olup batıda Sibirya’da sonlanmaktadır. Bu alanın uzunluğu 9. 000 km dir :Fakat hayat şartlarının sertliği nedeniyle nüfus yoğunluğu çok azdır. 1934’te Eskimolar takriben 40.000 kişi kadardılar. Bunun 18.000 i Groeland 16.000 i Alaska’da yaşıyordu Bunların arasında kalan diğer bölgelerde bu miktar ancak 5.000 i bulmaktadır. Asya Eskimolarının ise sayısı ancak 1000 kadardır.

Bu ırkın fizik karakterleri
bunları açık olarak sarı ırka bağlamaktadır. Onlardan yalnızca başlarının dolikosefal (uzun) oluşları ve burunlarının daha tümsek oluşlarıyla ayrılırlar. Bu iki karakterin bir dereceye kadar Orta-Asya Mongol ırkında görünür Hiç kuşkusuz Eskimo’ların Amerika’ya gelişleri Asya’dan gelen ve Amerika yerlilerini meydena getiren başlıca göç dalgalarından (Amerika yerlilerinin fizik tipi bugün birçok Çukçi ve Kamçadallarda bulunmaktadır) daha sonraki bir dalgaya karşılık gelmektedir Doğu ve Batı Eskimo’ları arasındaki fark ırkın spesializasyonunun (başın daha fazla uzaması, burnun daralması, boyun kısalması gibi. ) kaynak yerinden, yani Asya’dan, uzaklaştığı oranda arttığını göstermektedir.

Kaynak: www.cografyamiz.blogcu.com  ve internetten hazırlanmıştır.



Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 9/2/2008 - COĞRAFYA SORU BANKASI -2-

Kategori: OSS TESTLER

COĞRAFYA SORU BANKASI -2

 

Türkiye beşeri ve ekonomik özellik- leri ile bölgelerle ilgili soruları çöz-mek için tıklayınız

Akarsu rüzgar ve buzul gibi dış kuvvetlerle ilgili soruları çözmek için tıklayınız

Orojenez,epirojenez, volkanizma ve dep remlerle ilgili soru-ları çözmek için tıklayınız

Sıcaklık , basınç,  rüzgar ve yağışlarla ilgili soruları çöz-mek için tıklayınız

Haritalar ve dünyanın şekli ve hareketleri ile ilgili soruları çözmek için tıklayınız

 

İÇ KUVVETLER

 

İç Kuvvetler 1             Test                                   İç Kuvvetler 2             Test       YanıtlarYanıtlar 

İç Kuvvetler 3             Test                                   İç Kuvvetler 4             Test       YanıtlarYanıtlar 

İç Kuvvetler 5             Test       Yanıtlar

 

DIŞ KUVVETLER

Akarsu aşındırma biriktirme              Test     Yanıtlar                      Akarsu ve Göller                         Test     Yanıtlar

Buzul ve rüzgar                                 Test     Yanıtlar                     Karma test 1                                    Test     Yanıtlar

Karma test 2                                      Test     Yanıtlar                       Heyelan ve akarsu                         Test     Yanıtlar

 

 

TÜRKİYE COĞRAFYASI SORULARI

Karadeniz Bölgesi                  Test    Yanıtlar                     Marmara  Bölgesi             Test    Yanıtlar

Ege Bölgesi                            Test    Yanıtlar                     Akdeniz Bölgesi               Test    Yanıtlar

İç Anadolu Bölgesi                 Test    Yanıtlar                     Doğu Anadolu Bölgesi      Test    Yanıtlar

Güneydoğu Anadolu Bölg.    Test    Yanıtlar                     Nüfus ve Yerleşme 1        Test    Yanıtlar

Nüfus ve Yerleşme 2            Test    Yanıtlar                     Nüfus ve Yerleşme 3        Test    Yanıtlar

Nüfus ve Yerleşme 4            Test    Yanıtlar                     Nüfus ve Yerleşme 5        Test    Yanıtlar

Nüfus ve Yerleşme 6            Test    Yanıtlar                     Nüfus ve Yerleşme 7        Test    Yanıtlar

Nüfus ve Yerleşme 8            Test    Yanıtlar                     Nüfus ve Yerleşme 9        Test    Yanıtlar

Madenler ve Enerji kayn.        Test    Yanıtlar                     Tarım 1                              Test    Yanıtlar

Tarım 2                                   Test    Yanıtlar                     Tarım 3                              Test    Yanıtlar

 

İKLİM BİLGİSİ SORULARI

Basınç                            Test       Yanıtlar                   Nem ve Yağış                   Test       Yanıtlar

İklim Elemanları 1              Test       Yanıtlar                   İklim Elemanları 2            Test       Yanıtlar

İklim Elemanları 3              Test       Yanıtlar                  İklim tipleri 1                     Test       Yanıtlar 

İklim tipleri 2                     Test       Yanıtlar  

 

HARİTA VE YERYUVARLAĞI SORULARI

Yıllık Hareket 1                     Test     Yanıtlar 

Coğ. tanımı dünyanın şekli     Test     Yanıtlar                    Dünyanın şekli           Test             Yanıtlar

Günlük Hareket                     Test     Yanıtlar                    Harita Karma             Test             Yanıtlar

Haritalarda Hesaplama           Test     Yanıtlar                    Harita ve Ölçek          Test             Yanıtlar

Yüzey şekillenin göst.            Test     Yanıtlar                     Yerel saatler              Test             Yanıtlar

 

 

 

Kaynak: www.cografyadersi.com   Özellikle kaynak siteyi ziyaret etmenizi tavsiye ederim gerçekten son derece başarılı bir coğrafya sitesi...

Altinok hocamıza tekrar teşekkür ederiz ...


Bu konu ile ilgili toplam 9 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (9)


• 9/2/2008 - BÜYÜK OKYANUS'UN YENİ ADI: PLASTİK OKYANUS

BÜYÜK OKYANUS'UN YENİ ADI: PLASTİK OKYANUS
Büyük Okyanus’ta çöplerin kapladığı alan, ABD’nin yüzölçümünün yaklaşık iki katı. Önlem alınmazsa gelecek 10 yıl içinde bu alanın da iki katına çıkabileceği belirtiliyor.
LONDRA - ABD’li okyanus bilimcisi Charles Moore’a göre, Kaliforniya kıyılarından Japonya’ya uzanan okyanus alanında yaklaşık 100 milyon ton civarında atık var.
              

Çöplerin okyanusta kapladığı alan ABD’nin yüzölçümünün yaklaşık iki katı. Bilim adamlarına göre, eğer önlem alınmazsa, gelecek 10 yıl içinde okyanusta çöple kaplı alan 2 katına çıkabilir.

ÇÖPLERİN YARISI PLASTİK
Dünyada her yıl 450 milyar metreküp arıtılmamış ya da kısmen arıtılmış çöp ile endüstriyel ve tarımsal atık denize bırakılıyor. Bu atıkların yüzde 50’si plastik. Denizlere bir saatte atılan çöp miktarı ise 675 bin kilogram.

Araştırmalar, Türkiye’nin en kirli kıyılarının Karadeniz’de olduğu belirtiliyor. Karadeniz’in kirliliği, Tuna nehrinden gelen atıklara bağlanıyor.

 

 

KAYNAK: http://www.ntvmsnbc.com/news/434510.asp#storyContinues


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 7/2/2008 - Mars’ta insana benzeyen şaşırtan ‘cisim’

Mars’ta insana benzeyen şaşırtan ‘cisim’
Spirit adlı uzay aracının Mars’tan 4 yıl önce geçtiği fotoğrafta ilginç bir detay keşfedildi. Uzmanları şaşırtan fotoğrafta kızıl gezegende ilk kez insana benzeyen hareketsiz bir “cisim” görülüyor.
İSTANBUL - Bazılarına göre bu evrende yalnız olmadığımızın bir kanıtı, bazılarına göre ise garip bir kaya oluşumu. Çin’de bir internet sitesinde yayınlandıktan sonra sanal alemde hızla yayılan fotoğraf Mars’ta hayat olduğunu iddia edenleri heyecanlandırdı.

Spirit’in 4 yıl önce uzaydan gönderdiği fotoğraflarda Mars’ta hiçbir hayat izine rastlanmamış ve fotoğraflar bilimadamlarında hayal kırıklığına neden olmuştu.

Fakat Spirit’in geçtiği fotoğrafları inceleyen araştırmacılar, daha önce gözden kaçan bir detayı farketti. Görüntülerde aşağı doğru yürüyen bir “uzaylı”yı andıran cisim tespit edildi.

Fotoğrafların yarattığı heyecana karşın bir kaya oluşumunun görüntüsü olabileceği yönünde iddialar bulunuyor.

Mars’a şimdiye kadar içerisinde insan bulunan bir uzay aracı gönderilemedi ve Spirit gibi araçlar kızıl gezegenden görüntü ve fotoğraf geçti.

 

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/432823.asp


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 5/2/2008 - Kuzey Buz Denizi’nde rekor erime

Kuzey Buz Denizi’nde rekor erime

Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların, geçen yaz rekor seviyede eridiği bildirildi. Buzulların kapladığı alan 2005’e yüzde 23 azaldı.
PARİS - Fransız Ulusal Bilim Araştırma Merkezi Araştırma Müdürü Jean-Claude Gascard, düzenlediği basın toplantısında, 2007 yazında Kuzey Buz Denizi’ndeki buzullarda çok büyük erime görüldüğünü ve buzullarda bu kadar büyük bir erimeyi beklemediklerini söyledi.
     
Kuzey Kutbu’ndaki buzullar son 20 yılda yüzde 40 oranında yok oldu, ortalama buz kalınlığı 3 metreden 1,5 metreye düştü.
Bunun en önemli nedeninin küresel ısınma olduğunu belirten Gascard’a göre, geçen eylül ayında buzulların Kuzey Buz Denizi’nde kapladığı alan yaklaşık 4.13 milyon kilometre kare oldu. Bu alan 2005’te 5,3 milyon kilometre kareydi.

2005’e göre buzulların kapladığı alanın yüzde 23 azaldığını belirten Gascard, buzulların kapladığı alanın 2 yılda 1 milyon kilometre kareden daha fazla azaldığını kaydetti.


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 4/2/2008 - TÜRKİYEDE'Kİ YÜZEN ADALAR

               TÜRKİYEDE'Kİ YÜZEN ADALAR

İşte coğrafya kitaplarına girecek, bulmacalarda karşınıza çıkacak yeni bir kavram: Yüzenada. Kısaca, rüzgara göre yer değiştiren adalara deniyor. Olmaz öyle şey demeyin, Türkiye’den 8’i şimdiden dünya yüzenadalar listesine girdi. İki coğrafya uzmanı, 2002’den beri bu işle uğraşıyor; yörenizde, memleketinizde yüzenadalar varsa Atatürk Üniversitesi’ne bildirin, dünya listesine girsin. Dört tarafı sularla çevrili kara parçasına ada denir. Peki ya ada sağa-sola kıpraşıyor, durduğu yerde durmuyorsa? O zaman yüzenada. Yolunuz Akşehir, Eber ya da Turnalar Gölü’ne düşerse, siz siz olun oturduğunuz yere, dinlendiğiniz ağaç gölgesine dikkat edin. Çünkü belli olmaz, yer altınızdan kayabilir, daha doğrusu ne olduğunu bile anlamadan kendinizi gölün ortasında bulabilirsiniz. Rüzgara göre yer değiştiren bu adaların üstünde, bitki örtüsü ve ağaçlar var; kimisi stadyum büyüklüğünde, üstünde sığır sürüleri bile otlatılıyor. Bunlardan Türkiye’nin 8 farklı gölünde onlarca var.

        

Yüzen ada kavramını Türkiye’ye kazandıran kişi, ABD’li bilimadamı Chet Van Duzer. Van Duzer, dünyadaki yüzenadaların envanterini çıkarırken iki Türk coğrafyacısına ulaşıp Türkiye’deki yüzenadaların listesini isteyince, biz de öğrenmiş olduk. İngilizcesi “floating island”. Tam tanımı ise, özel coğrafi koşulların oluşturduğu, bir su kütlesi üzerinde karayla hiçbir bağlantısı olmayan, hareketli kara parçaları.

        

AMERİKALI SORUNCA NE OLDUĞUNU ÖĞRENDİK

Van Duzer’den gelen talep üzerine, Türk bilim adamları Prof. Dr. İhsan Bulut ve Yard. Doç. Dr. Mustafa Girgin, ilk kez duydukları bu terimi araştırmaya başladılar. Hatta 2002 yılında yapılan Türk Coğrafya Kurultayı’na bu konuda bir makale sundular. Terim duyuldukça, bilim adamlarına hem akademik çevrelerden hem de halktan bilgiler gelmeye başladı.

Bilgilerin doğruluğu araştırılınca, Türkiye’nin birçok yerinde yüzenadalar olduğu anlaşıldı. Bunlardan ilk etapta tespit edelen 8 tanesi ABD’ye bildirildi ve böylece Van Duzer’in hazırladığı dünya yüzenada envanterinde (Addenda to Floating Islands - A Global Bibliography) yerini aldı.

YA EGE’DE DE YÜZENADA OLSAYDI

Aslında bilim adamları için yeni olan bu kavram, halk için alışılmış bir durum. Yüzenadalar, ülkenin çeşitli yerlerinde “gezenada, gidenada” gibi isimlerle biliniyor. Örneğin Çat Baraj Gölü’nde, köylülerin sığır sürülerini otlattıkları stadyum büyüklüğündeki verimli adalar. Bingöl Valiliği gibi işi daha ileri götürenler de var. Bölgelerindeki bu doğa harikalarını, internet sitelerinden tanıtıp turist çekmeye çalışıyorlar.

Yüzenadaların doğal yollardan ya da insan eliyle denizlerde de oluşması mümkün. Mesela Japonya gibi Uzakdoğu ülkelerinde yapay yüzenadaların üzerinde tarım yapılıyor. Türk denizlerinde ise henüz tespit edilmiş yüzenada yok. Belki de bu, en iyisi. Ege Denizi’nde sorun yaratan kayalıkların, adacıkların bir de rüzgara göre yer değiştirdiğini düşünsenize! Mesela Kardak Kayalığı. Hava lodos esti, Kardak İzmir Körfezi’nde. Sonra poyraza çevirse, donanma da onun peşinden Selanik önlerinde!

       

NASIL OLUYOR DA OLUYOR?

Yüzenadalar, keçemsi ve saz gibi birbirini tutan bitkilerin, sudan daha az yoğun bir kara kütlesi oluşturmasıyla ortaya çıkıyor. Birbirine tutunan bu bitkiler, suyun üstünde sal gibi yüzmeye başladıktan sonra üzerinde bitkiler hatta ağaçlar yetişebiliyor. Rüzgarın estiği yöne doğru yer değiştiren adalar, büyüklüklerine göre sırıkla da itilebiliyor. Denizlerdeki yüzenadalarda ise aynı görevi yosunlar görüyor.

HER GÜN YENİLERİ ÇIKIYOR

Prof. Dr. İhsan Bulut (45), 4 yıldır yüzenadalar üzerine çalışıyor. Türk Coğrafya Kurultayı’nda Muğla Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Mustafa Girgin’le birlikte “Coğrafya’da Yeni Bir Kavram Yüzenadalar” isimli bir makale sundu. Son olarak Artvin-Şavşat’ta yeni yüzenadalar (12 civarında) olduğunu keşfeden Prof. Dr. Bulut, bu sayının yurt genelinde 100’ü aşacağını tahmin ediyor.

BİLİNEN YÜZENADALAR

BİNGÖL: Solhan İlçesi, Hazarşah Köyü Turnalar Gölü’nde 3 tane.

ERZURUM: Olur İlçesi, Ormanağazı Köyü Sülük Gölü’nde 1 tane.

ADIYAMAN: Çat Baraj Gölü’nde sular kabarınca yüzenadalar ortaya çıkıyor.

KAYSERİ: Sultansazlığı’ndaki gölcüklerde yüzen sazadaları oluşuyor.

DENİZLİ: Işıklı Gölü’nün değişik kesimlerinde “hopa” denilen adalar.

İÇEL: Gülnar İlçesi, Demirözü Köyü Adalıgöl’e ismini veren ada.

AFYON: Eber Gölü’nde 1 tane.

KONYA: Akşehir Gölü’nde 1 tane.

 

http://www.ntvmsnbc.com/news/431880.asp

www.geobilim.com


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 30/1/2008 - DİNAZORLARIN NESLİNİ BÖCEKLER Mİ TÜKETTİ

Dinozorların Neslini Böcekler Mi Tüketti?

 

MONTREAL - ABD’nin Oregon Üniversitesi’nden George Poinar’ın ortaya attığı, dinozorların neslinin tükenmesinin asıl nedeninin böcek ısırıkları olabileceği fikri bilim dünyasını karıştıracağa benziyor.

Poinar’ın yaptığı araştırmaya göre, dinozorların neslinin tükenmesinin nedeni, ilk kez yaklaşık 230 milyon yıl önce Mezozoik çağın ilk dönemi olan Trias’ın sonunda ortaya çıkan parazitler ve bulaşıcı hastalıklar.

                    

1980’li yıllardan bu yana paleontologların büyük kısmı, dev bir meteorun Meksika’ya düşmesiyle birçok türün neslinin tükendiğine inanıyordu. Ancak meteorun düşmesinin ardından kuşların atası olduğu savunulan bazı dinozorların milyonlarca yıl yaşadığına dair kanıtların olmasından yola çıkan Poinar, dinozorların neslinin Dünya’da başka önemli bir olayla tükenmiş olabileceğine dikkati çekti.

Amber içindeki fosilleşmiş organizmaları ve dinozor fosillerinin dışkılarını inceleyen Poinar, o dönemde Dünya’da çiçekli bitkilerin ve yeni böcek türlerinin ortaya çıktığını belirterek, bu böceklerin sıtma, şark çıbanı gibi hastalıkları ve dizanteriye neden olan mikropları taşıdığını gördü.

Poinar’ın araştırmasına göre, o dönemde kalıtsal olarak bu yeni hastalıklarla mücadele etme özelliğine sahip olmayan dinozorlar kene, sivrisinek veya başka parazitlerin ısırıklarının kurbanı olmuş olabilir.

 

 

Kaynak:

http://www.ntvmsnbc.com/news/431880.asp


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 30/1/2008 - MATEMATİK YALAN SÖYLEMEZ...

Kategori: GUNCEL

MATEMATİK YALAN SÖYLEMEZ......


A = 1
B = 2
C = 3
Ç = 4
D = 5
E = 6
F = 7
G = 8
Ğ = 9
H = 10
I = 11
İ = 12
J = 13
K = 14
L = 15
M = 16
N = 17
O = 18
Ö = 19
P = 20
R = 21
S = 22
Ş = 23
T = 24
U = 25
Ü = 26
V = 27
Y = 28
 Z = 29
------------------------
Z =29
E = 6
K =14
A = 1
BAŞARI = 50%
------------------------
Ç = 4
A = 1
L =15
I =11
Ş =23
M =26
A = 1
K =14
BAŞARI = 85%
------------------------

D = 5
E = 6
N =17
E = 6
Y =28
İ =12
M =16
BAŞARI = 90%
-------------------------
Y =28
A = 1
L =15
A = 1
K =14
A = 1
L =15
I =11
K =14
BAŞARI = 100%
------------------------
T =24
O =18
R =21
P =20
İ =12
L =15
BAŞARI = 110%
------------------------

Arş.Gör. Oktay HELVACI
Gazi Üniversitesi                  

 tarafından hazırlanmış olup yılmaz sercel tarafından paylaşıma sunulmuştur..


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 28/1/2008 - OSS SINAVI VE COĞRAFYA DERSİ

Kategori: COGRAFYA

ÖSS SINAVI VE COĞRAFYA'YA NASIL ÇALIŞMALIYIZ...

 

 Nasıl çalışmalıyız Nasıl çalışmalıyız bu soru özellikle dershanede çalıştığım yıllarda bana en çok sorulan sorulardan biriydi. bu soruya verilebilecek bir çok cevap vardır. Burada öncelikle olarak ÖSS'ye nasıl çalışmalıyız , sonrada coğrafya dersini nasıl çalışmalıyız konularına bir çözüm sunmaya çalışacağım. Tabi ki şu unutulmasın öğrencilerin hepsinin farklı bir bireydir,hepsinin aile yapısı ve algılama düzeyleri birbirinden farklıdır. Bazı öğretmen arkadaşlar öğrencilere tavsiyede bulunurken şu sayıda soru çözersen başarılı olursun diyorlar bu da bir çözümdür, bence çözülen soru sayısından daha önemlisi anlayarak , bilerek ve öğrenerek soru çözmektir.

                                      

 

    2000 ÖSS                         2001 ÖSS                          2002 ÖSS                          2003 ÖSS

   2004 ÖSS                         2005 ÖSS                          2006 ÖSS                          2007 ÖSS

                ÖSS'YE NASIL ÇALIŞMALIYIZ 

     Unutmayın " her şeyin başlangıcı küçüktür" başlamak bir işi yapmanın en önemli aşamasıdır. Başlama inancınız sizin çalışma potansiyelinizi belirler. İşlerinde başarılı olan insanlar öncelikli olarak kendilerini fiziken ve bedenen başarıya inandırırlar. Öncelikle olarak ben bu sınavı başaracağım diye kendinizi inandırmanız gerekir.

     Öğrenme keyifli bir iştir. Öğrendikleriniz sizi ne kadar sevindirirse bilgiyi öğrenmekte o kadar başarılı olursunuz. Sınavlar sonrasında aynı sınava giren öğrenciler hep şu konuşmaları yapar ;   bir grup öğrenci çok kolay bir sınavdı derken diğer öğrenciler ise çok zor bir sınavdı demekte. burada yapılan yorumlarda en büyük hata şudur sorular aynı ancak öğrencilerin çalışma düzeyleri birbirine farklıdır.

     Sınıfta: Derse gelmeden önce o gün işlenecek konu hakkında bir hazırlık yapmalıyız . Bu hazırlık konuya  bir kez göz atmak şeklinde de olabilir yada sadece konunun adını öğrenmek şeklinde olabilir. Bu aşamadan sonra neler yapmak gerekir öncelikli olarak okullarda olsun dershaneler  de olsun öğretmenleri can kulağı ile dinlemeliyiz. Unutmayın ders öncelikli olarak sınıfta öğrenilir. Ders anlatımı sırasında anında öğretmenlerimize sormalıyız , soracağımız soru çok basit olsa bile sınıftaki diğer öğrenciler ne der demeden sor

                           malıyız. Bazen anlamsız bir soru bir soru konunun anlaşılmasına yol açar.

     Evde : Dersten sonra eve gelince en kısa zamanda o gün işlenen konularla ilgili bir tekrar yapmalıyız . Bu tekrar konu tekrarı ya da soru çözümü şeklinde olabilir. Yapılan  araştırmalara göre insan 20 dakika içinde öğrendiklerinin yarısına yakın bir bölümü unutmakta, bir saat içinde ise öğrendiklerinin ancak %30'sunu koruyabilmektedir. Öğrenilen bilgiyi hafızada en yüksek düzeyde tutmak için ilk tekrar 20 - 40 dakikalık bir öğrenme seansının sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir. ikinci tekrar ise 24 saat içinde yapılmalıdır.

                                                 

     Çalışma programı yaparken nelere dikkat edilmelidir ?

     Gerek çalışma programı yaparken gerekse de tekrar programı yaparken arka arkaya gelecek derlerin mümkün olduğu kadar birbirinden farklı olmasında fayda vardır. Yapılacak olan çalışma programı sizin için gerekli bazı etkinlikleri yapmanıza engel olmamalıdır. Ders çalışma sırasında kafanız başka şeylerle meşgul olmaması için esnek bir program yapılmalı . Sevdiğiniz futbol takımının maçını izleyebilme  yada sevdiğiniz sanatçının konserini de izleyebilmelisiniz. Unutmayın yaşam devam ediyor siz de bir insansınız ve ders çalışma dışında yapmanız gereken şeylerde var. HAYAT TAMAMEN ÖSS DEĞİLDİR.

      

                                                

 GEREKLİ TAVSİYELER

   1. Düzenli tekrarlar yapmak bilgiyi hafızada bilgiyi tazeler

   2.İnsan öğrendiğini hızla unutur 

   3. Problem çözülürken sonuca ulaşana kadar ara verilmemesi gerekir

   4. Zor olan ÖSS sınavı değil zor olan sizin kafanızdaki ÖSS imajı

   5.Ders  çalışırken aynen okullarda olduğu gibi 40dk ders çalışıp ara verilmelidir

      ÖSS sınavı için Coğrafya dersinde ne yapmalıyız

     ÖSS'de 2006 yılından itibaren aynen eski iki basamaklı sınav sisteminde olduğu gibi bilgi ağırlıklı sorulara ağırlık verilecek. Grafik,şekil ve haritalı sorular her zaman olduğu gibi karşımıza gelecek. Şimdi soruların nasıl geleceğini biliyoruz o zaman ne yapmalıyız. Öncelikli olarak şu noktanın altını çizmek gerekir, coğrafya soruları önceki yıllarda çıkmış olan ÖSS sorularının bir benzeridir. Bu nedenle eski sınavlarda çıkan sorular her zaman elimizin altında olmalıdır.

     Coğrafya soruları aynen bir zincirin halkaları gibi birbirlerine bağlıdır aralarında birinin zayıf olması öğrenmeyi güçleştirir. Bu nedenle bir konu iyice anlaşılmadan diğerine geçmemelidir. Coğrafya konuları işlenirken veya testlerde soru çözümü yapılmakta iken atlas ve duvar haritaları mutlaka yanımızda olmalıdır. 

     ÖSS'de ağırlıklı olarak sorular Türkiye coğrafyasına değindiriliyor. Bu nedenle ülkemizdeki illerin yerleri ve fiziki özellikleri , bölümlerin yerleri ve fiziki özellikleri iyi bilinmelidir. Ülkemizde bu yerlerin özelliklerini öğrenmek için arkadaşlarımızla basit oyunlar oynayabiliriz. Örneğin Türkiye Fiziki Haritası üzerinde şehir bulmaca gibi basit oyunlar oynanmalıdır.   

Coğrafya konularının dağılımı
KONULAR 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Yeryuvarlağı ve Evren  3 3 2 2 2 2  
Harita Bilgisi - - 1 1 1 1  
İklim Bilgisi ve Bitki Örtüsü 4 4 3 3 3 2  
İç ve Dış Kuvvetler 2 3 2 2 1 3  
Nüfus ve Yerleşme 2 2 2 3 2 3  
Türkiye'nin Coğrafi Özellikleri ve Bölgeler 1 1 2 - - -  
Türkiye'nin Ekonomik Coğrafyası 1 3 1 4 5 3  
Genel Ekonomik Coğrafya 2 - 2 1 1 2  
Ülkeler Coğrafyası - - 1 - 1 -  
TOPLAM 15 16 16 16 16 16

 

               COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ

Coğrafyanın
araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır.

COĞRAFYA DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ

Coğrafya soruları;
genel ve beşeri coğrafya bilgilerinin ölçülmesi ve yorumlanması, sebep sonuç ilişkilerinin kurulması, olayların Türkiye ve dünya üzerindeki dağılışı, ülke ve bölge ekonomisine etkilerinin ölçülmesi gibi konu ve kavramları içermektedir. Coğrafya soruları çözülürken; bazı soruların cevabı soru metinlerinin içerisinde gizlidir, bu husus dikkate alınmalı ve soru kökleri dikkate alınmalıdır. Her soru içerisinde coğrafyanın bir konusunda kullanılabilecek temel bir bilgi içeriği olabileceği düşünülerek bu bilgiler not alınmalıdır. Özellikle tablo ve grafikli sorularda öğrenciden şekli veya istatistîki bilgileri sadece yorumlaması istenir ve soru köklerindeki olumlu-olumsuz ifadelere dikkat edilmelidir.

                                                               

Genel olarak
coğrafya sorularında 5 soru her öğrencinin yapabileceği, 5 soru orta düzeyde öğrencinin yapabileceği, 3 soru iyi öğrencilerin yapabileceği, 3 soru ise çok iyi öğrencilerin yapabileceği sorulardan oluşmaktadır. Bundan dolayı 13 - 14 soru genel olarak yapılmalıdır. Tablo ve grafikli sorularda verilen bilgilere dikkat edilmeli ve seçeneklerle ilgisi kurulmalıdır. Örneğin tablo veya grafikte oran verilmişse seçeneklerde buna dikkat etmeliyiz. Çünkü oran ile miktar ayrı ayrı şeylerdir. Üretim ile verim de aynı şeyi ifade etmez. Bundan dolayı tablo ve grafiklerde verim, oran, miktar, nüfus artışı ve nüfus miktarı gibi kavramlara dikkat edilmelidir.

COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste

Her derste olduğu
gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir

B) Bireysel Çalışmalarda

Bireysel çalışmalarda
derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.

Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.

                                                

Kavram,
yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.

Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız.

Coğrafyada temel prensip
doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye’deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler…

DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ:
                                               
A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sözel puan türünde
hazırlanan öğrencilerimiz için bu ders, sözelin sayısal dersi olarak algılanır. Bu derste başarılı olabilmek için tarih ve felsefe dersleri gibi değerlendirmemek gerekir. Sadece bilgi ile hareket edildiğinde başarıya ulaşılamaz. Özellikle yorum, grafik okuma ve sayısal özelliklerde bilinmelidir. Sözel puan türünde tercih yapan her öğrenci için soru kaçırılmaması gereken ama en fazla düşündüğümüz zaman kaybedilen bölümdür. Çıkmış olan bütün ÖYS ve ÖSS soruları tekrar tekrar çözülmelidir. Çünkü çıkmış sorular değiştirilerek yeniden sorulmaktadır.

B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sayısal puan türünde diğer sözel dersler gibi aynı oranda getirisi olan bir derstir. Sınavda zaman ayrıldığı takdirde bu gruptan özellikle şekil ve grafik okuma ve yorumlama ile ilgili sorulardan net çıkarılabilmektedir. Geçmiş yıllarda çıkmış olan ÖSS sorularına bile bakıldığı takdirde o soruların öğretici özelliklerinden yararlanılacaktır.

C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Eşit-Ağırlık puan türünde hazırlananlar için diğer sosyal dersler ( tarih-felsefe ) kadar getirisi olan bir derstir. Eşit-Ağırlık gruplarında hazırlanan öğrencilerimizin fen derslerinde temelleri iyi olmadığı için özellikle sosyal alan dersleri daha kolay net çıkarabilecekleri derslerdir. Bir sözelci kadar olmazsa bile, matematik, geometri, Türkçe derslerinden sonra ağırlıklı olarak çalışabilecekleri bir derstir.

D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Bu alandan hazırlanan öğrenciler diğer sözel derslere verdikleri öneminin aynısını coğrafya dersine de vermelidir. Özellikle dil puanının katsayılarının düşük oluşu sözel dersleri daha önemli hale getirmektedir.

 

Konu ile ilgili bilgiler alıntıdır...

Resimler kaynak : www.hayatimizsinav.net  Özellikle sınav stresi üzerine çok güzel ve faydalı paylaşımların olduğu bir site ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

 www.istanbulegitim.com ve www.cografyadersi.com  paylaşım için tşk ediyoruz...

 


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 23/1/2008 - COĞRAFYA ANİMASYONLAR

Coğrafya Animasyonlar

Coğrafya bulmacaları için tıklayınız
doğa ve insan-1 doğa ve insan-2
topografya ve kayaçlar-1
topografya ve kayaçlar 2

 Akarsu Aşındırması: Vadi

İZLE

Kıtaların Oluşumu

İZLE

Akarsu Aşındırma

İZLE

Kıvrım Dağları

İZLE

Alçak ve Yüksek Basınç

İZLE

Kıtaların Oluşumu 1

İZLE

Antiklinal-Senklinal

İZLE

Konveksiyonel Hareket

İZLE

Artezyen

İZLE

Krater Gölü

İZLE

Aşındırma Biriktirme

İZLE

Lagün

İZLE

Ayın Evreleri

İZLE

Litosfer

İZLE

Ayın Evreleri

İZLE

Menderes

İZLE

Buzul Şekillendirmesi

İZLE

Orojenez

İZLE

Buzul

İZLE

Sismograf

İZLE

Çökelme

İZLE

Cephe Oluşumu

İZLE

Meltemler:Dağ Vadi

İZLE

Su Döngüsü

İZLE

Dalga

İZLE

Su Döngüsü

İZLE

Meltem:Deniz Kara

İZLE

Su Döngüsü

İZLE

Deniz Yükselmesi

İZLE

Su Bölümü

İZLE

Deprem Dalgaları

İZLE

Sürekli Rüzgarlar

İZLE

Depremler

İZLE

Geçirgenlik

İZLE

Dünya Nerde

İZLE

Termal Kaynak

İZLE

Tektonizma

İZLE

Transform

İZLE

Dünya Hareketleri

İZLE

Tsunami

İZLE

Eksen eğikliği

İZLE

Panama Kanalı1

İZLE

Fay

İZLE

Panama Kanalı 2

İZLE

Fön Rüzgarı

İZLE

Volkan

İZLE

Güneş Tutulması

İZLE

Yapı

İZLE

Günlük Hareket

İZLE

Karstik Şekiller

İZLE

Hava Hareketleri

İZLE

Yıllık Hareket

İZLE

Havza

İZLE

Biyosfer Atmosfer

İZLE

Heyelan

İZLE

Atmosferin Katları

İZLE

Himalayalar'ın Oluşu

İZLE

Çevre Kirliliği

İZLE

İklim Tipleri

İZLE

Avrupa Ülke Bul

İZLE

Kanyon Vadi

İZLE

Kıvrım Dağları

İZLE

Deprem

İZLE

Şehir bul

İZLE

 

Kaynak: www.cografyadersi.com


Bu konu ile ilgili toplam 4 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (4)


• 22/1/2008 - TÜRKİYEDE TURİZM

Kategori: Turizm Kosesi

TURİZM COĞRAFYASI

 

 

Kaynak: www.cografyadersi.com
Turizm Coğrafyası; turizm etkinliğinin türünü, bu etkinliklere katılan insan sayısını ve bu etkinliklerin

ekonomiye olan katkısını inceleyen bilim dalıdır. Turizm faaliyetleri özellikle II. Dünya savaşı'ndan sonra gelişmeye göstermeye başlamıştır.

                

Gezip, görmek, eğlenmek, dinlenmek gibi faaliyetler için insanların yaşadığı yerin dışına belirli bir süre için gitmesine turizm adı verilir. Bu faaliyeti yapan kişiye ise turist denir. İnsanların kendi ülkesi sınırları içinde yaptığı turistik faaliyetlere iç turizm, başka bir ülkeye giderek yaptığı turistik faaliyetlere ise dış turizm adı verilir.
 

TURİZM ve TÜRKİYE'DE TURİZM

 Turizm
: insanların sürekli yaşadıkları yer dışında başka bir yere 24 saatten az olmamak veya en az bir gece konaklamak  koşuluyla sürekli yerleşmemek üzere,ticari bir amaç gütmeden zevk,eğlence dinlenme , iş , merak, din,spor, ve akraba ziyareti, kongre ve seminerlere katılma gibi nedenlerle bireysel veya toplu olarak yaptıkları seyahatlerden doğan faaliyetlerin bütünüdür.

     Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere turizm çok yönlü bir faaliyettir. Turizm sosyal bir olaydır , kültürel bir olaydır , tüketim olayıdır , üretim faaliyetlerini olumlu yönde etkiler , başlı başına bir endüstri koludur.

 

     Turizmin Ülke Ekonomisi Açısından Önemi

a) Ülkeye döviz girdisi sağlar

b) Turizme yapılan yatırımlar ülke ekonomisine canlandırır

c) Ülkede işsizliğin azalmasına neden olur

d) Ülke vatandaşlarının gelir seviyesinin artmasına neden olur

 

Turizm ekonomi dışında , farklı yerlerde yaşayan insanlar arasında yakınlaşma olmasına neden olur. kültürler artası iletişim artar, ülkeler arası barışa katkı sağlar

       İnsanları Turizme Yönlendiren Etkenler

A) İç Faktörler İş - Merak - Din - Kültür - Eğitim Öğretim - Milli Kültür - Dinlenme ve Eğlence - Spor - Tedavi - Snobizm - Dost ve Akraba Ziyaretleri  - Toplantılara Katılma

B) Dış Faktörler : Tanıtma - Reklam - Propaganda - Yeni Turistik Bölgeler

           BAŞLICA TURİZM TİPLERİ

1. Dinlenme Turizmi : Eğlence ve boş zamanların değerlendirilmesinde dayanan bir turizm tipidir. Antalya , Bodrum gibi yerlere yapılan turistik geziler.

                    

                        Resim kaynak: www.bnr.bg/.../0/yazovir_batak_BIG.jpg

2. Spor Turizmi : Spora ilgi duyan kişilerin spor karşılaşmalarına izlemek için bir yerden başka bir yere gitmeleri . Tuttuğu takımın maçları , Dünya şampiyonası...... vb

3. Kültürel Turizm : Ülkelerin doğal ve kültürel değerlerini görmek folklorunu tanımak ve kültürel etkinliklere katılmak amacıyla yapılan geziler.Efes Festivali , Film festivalleri ..vb

4. Dini Turizm : Dini açıdan kutsal sayılan mekanları gezip görmek amacıyla yapılan gezilerdir. Mekke , Medine , Konya , Efes , Kudüs...... vb

                    

                    Resim kaynak: www.cozummusavirlik.com/.../2007/10/hac.jpg

5. İş Turizmi : İş adamlarının yapmış olduğu geziler. Fuar, panayır gibi yerlere yapılan geziler .

6. Politik  Turizm : Devlet adamlarının  ve çeşitli politikacıların yapmış olduğu gezilerdir.

7. Kongre Turizmi : Uluslararası nitelikte yapılan kongre,seminer, konferans gibi faaliyettir.

8. Aile Turizmi : Dost ve akrabaları ziyaret etmek amacıyla yapılan gezilerdir. Özellikle dini  bayramlarda  aile turizminde artış görülür.

9. Sağlık Turizmi : İnsanların sağlığına kavuşabilmek , tedavi olmak , ve doğanın şifa verici özelliklerinden faydalanmak amacıyla yaptıkları gezilerdir.

                   

Resim kaynak: yigm.kulturturizm.gov.tr/resimgoster.aspx?DIL...

                     TÜRKİYE'DE TURİZM

     ülkemizde turizm potansiyeli açısından oldukça önemli bir ülkedir. Turizmi cazip hale getiren belli başlı etkenler şunlardır ;

1. İklim : Ülkemiz orta kuşağın batı taraflarında görülen Akdeniz iklim kuşağı içerisinde yer almaktadır. Özellikle Akdeniz kıyılarında sıcaklık erken artmakta ve yaz mevsimi diğer bölgelere göre aha uzun sürmektedir.

                    

Resim kaynak:www.heartsmagic.net/resim/mevsim/ilkbahar.jpg

Bu durum denize girilme süresi açısından önemli bir özelliktir.Ayrıca iç bölgelerimizde  yer şekillerinin kısa mesafelerde değişiklik göstermesi iklim tiplerinin farklılaşmasına neden olmaktadır. Ülkemizde aynı zaman dilimi içerisinde hem denize girilebilmekte hem de kayak yapılabilmektedir.

2. Kıyılarımız : Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkedir. Ege ve Akdeniz kıyılarında girinti ve çıkıntının fazla olması, şelf alanının geniş olmasından dolayı geniş plajlar yer almaktadır. Bu geniş plajlar ve olumlu iklim  koşulları deniz turizmini olumlu yönde etkilemektedir.

                    

Resim kaynak:resim.forumviva.com/uploads/6d414c8aa9.jpg

 

              BÖLGELERE GÖRE ÖNEMLİ TURİSTİK MERKEZLER VE ÖZELLİKLERİ

       KARADENİZ BÖLGESİ : Bölgede dağların kıyıya paralel uzanması ve kıyılarda girinti ve çıkıntının az olmasından dolayı plajlara oldukça az rastlanmaktadır. Ayrıca iklim özelliğinden dolayı yaz mevsimi diğer bölgelere göre daha az sürmektedir. Karadeniz bölgesinde akarsuların hızlı akmasından dolayı son yıllarda rafting yapılan akarsuların sayısı hızla artmaktadır. En önemli örnek Çoruh Nehridir.  Bölgedeki belli başlı turistik merkezler ;

                    

                                        Trabzon'da Sümela Manastırı ,

Resim kaynak:www.geobilim.com/gezelimgorelim.html

Ayvasıl Klisesi , Hz Yayha Manastırı Amasya'da ; Sultan Beyazıt Külliyesi , Amasya Kalesi , Bolu'da ;

                   

                                                         Abant Gölü ,

Resim kaynak: www.loadtr.org/guzel-turkiyem-karadeniz-bir-k...

Yedigöller ,  Ilgaz ve Köroğlu Dağları Samsun'da ; Gazi Müzesi , Büyük Cami , 19 Mayıs Fuarı  Çorum'da ; Hitit medeniyetine ait Güneş Kursu  geyik ve boğa figürleri , tapınaklar , ve bir çok eski kalıntı .

      MARMARA BÖLGESİ : Önemli ulaşım yolları üzerinde bulunması, iklim koşulları , İstanbul'un varlığı , eski bir yerleşim alanı olmasından dolayı Marmara Bölgesinde turizm merkezilerinin sayısı oldukça fazladır.  Bölge Türkiye'de turizm gelirleri en fazla olan bölgedir. İstanbul bir tarih cennetidir. Dolmabahçe Sarayı,

                   

                                              Topkapı Sarayı ,

Resim kaynak:yunus.hacettepe.edu.tr/.../tr_fotograf.htm

Ayasofya Müzesi , Ayairini Kilisesi, Kapalıçarşı , Kızkulesi, Anadolu ve Rumeli Hisarı ......... gibi bir çok önemli tarihi eser yer almaktadır. Bursa'da ; Ulucami , Yeşil Türbe , İznik Yeşil Cami , Kaplıcalar , Edirne'de ; Selimiye Camii , Rüstempaşa Kervansarayı , Saraya Hamamı ...vb Çanakkale'de Truva Harabeleri ,

                   

                                            Gelibolu Milli Parkı ,

Resim kaynak: gezgincocuk.blogcu.com/

İda Dağı(Kazdağı ).

     EGE BÖLGESİ : Bir çok koy ve körfeze sahip olan Ege bölgesi eski yerleşim alanlarından biridir. Tarih boyunca bir çok medeniyete beşiklik etmiştir. Hem deniz turizminin hem de tarihi turizminin gelişmiş olduğu bir merkezdir. Bölgede olumlu iklim koşullarından dolayı 7 - 8 ay boyunca turizm sezonu devam etmektedir. 

                   

                                      İzmir'de Meryem Ana Kilisesi , 

Resim kaynak: www.phototurkey.net/turkiye-fotograflari418.s...

 Athena Tapınağı ,

                   

                                            Efes ve Bergama Antik Tiyatroları ,

Resim kaynak: www.kenthaber.com/.../Selcuk/AntikSehir_5.aspx

Agora, Akropolis, ...... gibi bir çok önemli eser yer almaktadır. Ayrıca İzmir'de deniz turizmi de oldukça gelişmiştir.  Aydın'da  Kuşadası ve Didim deniz turizminin merkezi durumundadır , DEnizli'de Afrodissas , Hierapolis, Pamukkale ,Afyonkarahisar'da kaplıcalar , Frig medeniyetinden kalma eserler yer almaktadır.

     AKDENİZ BÖLGESİ : Yaz aylarında sıcaklık şartlarının uygun olması , plajların varlığı , sıcaklığın uzun sürmesi gibi şartlara bağlı olarak Türkiye'de deniz turizminin en uzun sürdüğü bölgedir. Bölgede kış aylarında bile denize girilebilmektedir. Ayrıca Antalya'da Toros dağlarının yüksek olmasından dolayı aynı anda hem denize girilebilmekte hem de kayak yapılamaktadır. Bölgedeki tüm illerde çok önemli tarihi kalıntılarda bulunmaktadır. Antalya'da deniz turizmi  ve tarihi turizm oldukça gelişmiştir ( Alanya-Manavgat-Kaş -Kemer ...... , Termessos , Olimpos, Perge,

                   

                                                           Aspendos

Resim kaynak: www.allaboutturkey.com/.../photos/photo_2.html

 Isparta'da Eğirdir gölü , Burdur'da Hacilar HArabeleri , antik Sagalasos kenti , Mersin Anamur'da Ortaçağdan kalma kale , 

                     

                                   Cennet ve Cehennem Mağaraları ,Kız kalesi

Resim kaynak:www.forumalternatif.net/showthread.php?p=75655

     İÇ ANADOLU BÖLGESİ : Bölge günümüzde Türkiye'nin politik merkezi durumundadır. Diğer bölgeler kadar olmasa da canlı bir turizm olayı yaşanmaktadır. Ankara'da Anıtkabir, Ankara Kalesi , Anadolu Medeniyetleri Müzesi ,Polatlı yakınlarında Friglerin başkenti olan Gordion şehri ,

                   

                           Nevşehir, Aksaray çevresinde Kapodokya ,

Resim kaynak: www.bilgikutum.com/kapodakya.htm

 Ürgüp Göreme ,ve Avanos ilginç yeryüzü şekilleri ile dikkat çekmektedir.

                   

                                             Konya'da Mevlana Türbesi ,

Resim kaynak: www.ttkonya.telekom.gov.tr/ttkonya/mevmuze.html

Nasrettin Hoca Türbesi .

      DOĞU ANADOLU BÖLGESİ : Bölgede kış aylarının uzun sürmesi ,  kar yağışının bol olmasından dolayı turizm çok canlı değildir. Dağlık alanların geniş yer tutmasından dolayı dağ turizmi gelişme göstermektedir.Nemrut Dağı ,

                    

                     

                                                        İshak Paşa Sarayı ,

Resim kaynak: www.mountararattrek.com/turkeytourstr.htm

                    

                                              Ani Harabeleri ,

Resim kaynak: www.resimadasi.com/postcard.img1585.htm?mode=...

Ağrı Dağı , Van Gölü , Akdamar Adası Ahlat Selçuklu Mezarları , Erzurum Aziziye Anıtı , Yakutiye Medresesi ......... gibi önemli eserler turist beklemektedir.

     GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ : Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinin bulunduğu bölgedir.Cilalı Taş Devri yerleşim merkezlerinden Çayönü(Diyarbakır) , Malabadi Köprüsü , Yedi Kardeş Burcu , Asur Mezarları ,

                  

                                                 Adıyaman Cendere Köprüsü,

Resim kaynak: www.kaliteliresimler.com/img2374.htm

 Mardin evleri , Balıklı göl ,

                   

                   Nemrut Dağında Kommagane Krallına ait anıt mezar ve dev tanrı heykelleri

Resim kaynak: www.zamanfotograflari.com/index.php?sahypa=re...

 ...... gibi önemli eserler bulunmaktadır.

 


Bu konu ile ilgili toplam 2 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (2)


• 14/1/2008 - ASYA KITASININ ÖZELLİKLERİ:

ASYA KITASININ ÖZELLİKLERi

 

             

                                                Resim kaynak: www.travelblog.org/pix/maps/asia.jpg
YER YÜZÜ ŞEKİLLERİ (DAĞLARI):

Asyakıtasındaki yer şekillerinin oluşumunda kıtada etkili olan Huron,Kaledonya, Hersinya ve Alp Himalaya kıvrım sistemi etkili olmuştur.

1. zamandan önce oluşan Huron kıvrım sistemi kıtanın güneyinde Arabistan ile Hindistan(Dekkan) yarımadalarında etkili olmuştur.

1. zamanda ilk oluşan Kaledonya kıvrımları kıtanın kuzeyinde Yenisey ve Lena nehirleri arasında etkili olmuştur.

1. zamanın sonunda Hersinya kıvrımları kıtanın Güneyi, Batısı ve Güneydoğusunda etkili olmuştur.

                    

                                                     ALP HİMALAYA KUŞAĞI

Kıtadaki en etkili kıvrım sistemi ise 3. zamandaki Alp Himalaya kıvrım sistemidir. Kıtanın batısından doğusuna kadar çok geniş sahada etkilidir. Kıtanın en yüksek yerleri bu kıvrım sisteminin olduğuyerlerdir.

                   

Kıtanın ve aynı zamanda dünyanın en yüksek zirvesi EVEREST (8848 mt. )Himalayalar üzerinde yer alır. Çin-Nepal sınırındadır. Kıtada buzuletkisi Avrupa' ya göre çok azdır.
Asya kıtasında çok geniş alanlar kaplayan platolar vardır.

 

KITANIN PLATOLARI:

Kapladığıalan en fazla olan, aynı zamanda yükseltisi en fazla olan platosu TİBETPLATOSU'dur.

Kıtada; Pamir, Orta Sibirya, Doğu Sibirya, Kazakistan, Dekkan, İran,Arabistan platosu gibi genişliği fazla olan platolar vardır. Ortalamayükseltisi en az olan platoyu ORTA SİBİRYA PLATOSU oluşturur.

 

Orta Asya'da dağlar ve platolar arasındaki kapalı havzalarda önemli düzlüklerdir . Bunlar. TARIM ve TURFAN HAVZASI'dır. Turfan Havzasıdünyanın en alçak havzasıdır. (-154 mt. )

 

KITANIN ÇÖLLERİ:

Asya Kıtası'ndaki

                   

                    TAKLAMAKAN ÇÖLÜ   resim kaynak:www.doncroner.com/.../taklamakan.1-723244.jpg

 Kızılkum  , Karakum, Taklamakan, Gobi, Tar, Rubul Hali,Nüfud, Deşt-i Lut, Deşt-i Kebir gibi büyük çöller vardır.

 

KITANIN OVALARI:

Kıtanın en büyük ovasını BATI SİBİRYA OVASI oluşturur. Batı Türkistan ovasıda Asya
Kıtası'nın iç kesimlerindeki önemli bir ovadır. Ancak bir kısmını Kızılkum ve Karakum Çölleri oluşturur. Kuzey Sibirya Ovası'da önemlibir düzlüktür.

Asya'da akarsular tarafından oluşturulmuş büyük alüvyal ovalarda vardır.

 

Bunlar: Mezapotamya (Irak),                    

İndus Ovası (Pakistan), Ganj Ovası(Hindistan) ve Kuzey Çin Ovası'dır. (sarı ve mavi ırmaklar tarafındanoluşturulmuştur.)


KITANIN İKLİM ÖZELLİKLERİ:

Yeryüzünde sadece Amerika ve Asya kıtasında bütün iklimler görülür. (Amerika'yı bütün olarak düşünürsek geçerlidir. ) dolayısıyla da bütün iklim tipleri görülür.

En fazla görülen iklim tipini ise Karasal İklim tipi oluşurur.
Sıcaklıklar Kuzeyden Güneye doğru artış gösterir. Yıllık ortalama sıcaklık farkının en fazla olduğu yer ORTA ASYA'dır.

Kıtadaki yıllık yağış tutarında da büyük farklılıklar görülür.

 

Kıtanın en az yağış alan yerleri;
Kuzey Kıyıları, Çöl alanları, çok yüksek dağlık alanlardır.

Kıtada en fazla yağış Güney ve Güneydoğu Asya'dadır. (Bu sahadakiyağışların fazla olmasındaki en etkili faktör Muson Rüzgarları' dır.Dolayısyla buraya Muson Bölgesi adı verilir. ( Musonlar Asyası)

                              

                                                      Resim kaynak. www.torpil.com
Kıtada yağışı en fazla ASSAM bölgesinde görülür. (Hindistan'ınKuzeydoğusu) kıtanın ve aynı zamanda dünyanın en fazla yağış ölçülen istasyonu Assam'daki ÇERAPUNÇİ'dir. (11. 630 mm. )


KITANIN AKARSULARI VE ÖZELLİKLERİ:

Asya kıtasının akarsularının boyları uzun, su toplama havzaları geniş, eğimleri fazla, rejimleri düzensizdir.

                   
Uzunluğu en fazla olan akarsuyu OBİ'dir. (5700 km. )

Kıta akarsuları döküldükleri yerlere göre gruplandırılır:
Kuzey Buz Denizi'ne dökülenler : Obi, Yenisey, Lena
Büyük Okyanusa dökülenler : Amur, Sarı (Hoang-ho), Mavi (Yangçe)
Hint Okyanusuna dökülenler : Mekkong, Brahmaputra, Ganj, İndus, Şattül Arap (Fırat-Dicle)

Kapalı havzaların en önemli akarsuları ise Seyhun (Siriderya), Ceyhun(Amuderya) ve Tarım'dır.

                     

                               Resim kaynak: www.wikipedi.com  seyhun ceyhun

Seyhun ve Ceyhun Aral Gölü'ne dökülür. Tarımise Tarım havzasında kaybolur.
Obi Nehri ; Ural, Altay ve Sayan Dağlarından beslenir.


KITANIN GÖLLERİ VE ÖZELLİKLERİ:

Asya Kıtasında göl sayısı azdır.

                   

                              Resim kaynak: go.hrw.com/atlas/norm_map/kazakstn.gif
En büyük gölünü Aral Gölü oluşturur. (64. 500 km kare. ), (Hazar deniz olarak kabul edildiği takdirde)

                   
Diğer önemli göllerini ; Baykal, Balkaş, Issık, Lop, Zatsan, Lut gölleri oluşturur.

 

KITANIN BİTKİ ÖRTÜSÜ VE ÖZELLİKLERİ:

Her türlü iklim tipi görüldüğü için bitki örtüsünde de büyük çeşitlilik vardır.

 

Her tür bitki örtüsü görülmekle birlikte ;

3 belirgin bitki örtüsü kuşağı seçilir ;

Kuzey'de Tundra, Sibirya'da ve Güney'de Orman(Sibirya'da iğne yapraklı Tayga Ormanları), iç kesimlerde ve diğerbölgelerde Step bitki örtüsüdür.

Asya'da en fazla Step bitki örtüsü yayılış gösterir.

 

Kıta'nın yüzölçüm bakımından en büyük ülkeleri ; Rusya (17 milyon kmkare), Çin (9, 5 milyon km kare), Hindistan'dır., (3,3 milyon km kare)

 

 

ASYA KITASI'NIN SOSYO EKONOMİK ÖZELLİKLERİ:

 

NÜFUS ÖZELLİKLERİ:

Nüfusu en fazla olan kıtadır. Yoğunluk bakımından birinci sırada yer alır. Nüfusun dağılışında büyük farklılıklar görülür.

                   

                                           Dünya nüfus yoğunluğu haritası 

                      Resim kaynak:www.meteor.gov.tr/.../filesOzon/ozon15.jpg

Nüfusun en az olduğu yerler : Kuzey Kıyıları, yüksek dağlık alanlar ve çöl sahalarıdır.

Nüfusun en fazla olduğu yerler ise: Güney ve Güneydoğu Asya'dır.Nüfusun %80'den fazlası burada yaşar. Nüfusu en fazla olan ülkeler: Çin(1. 2 milyar) ve Hindistan (936 milyon)'dır.

 

KITANIN EKONOMİK ÖZELLİKLERİ:
Asya Kıtası sanayileşmemiş bir kıtadır. En fazla sanayileşen ülkesi Japonyadır. Japonya kadar olmasada sanayileşen diğer ülkeler;GüneyKore, Tayvan, Malezya, Singapur, Endonezya, Çin, Rusya, İsrail,Türkiye'dir.

Bu ülkelerin dış satımında sanayi ürünleri ilk sırayı alır. Diğer kıta ülkelerinde ise hammaddeler ve tarım ürünleri ilk sırada yeralır.

 

Güneydoğu Asya ülkelerinde elektronik, otomotiv, demir-çelik ve makinesanayi sektörleri daha fazla gelişmiştir.

 

 Güneybatı ve Batı Asya'daki ülkelerde ise ; dokuma, tekstil, gıda, petro kimya sanayi sektörleridaha fazla gelişme göstermiştir.
Asya kıtasının ve aynı zamanda dünya'nın en fazla maden hammaddesi olan ülkesi JAPONYA'dır.

Kişi başına yıllık milli gelirin en fazla olduğu ülke JAPONYA'dır. (31.450 $).

 

TARIM:

Ekonomide tarım ön plandadır. Buğday ve pirinç temel ürünlerdir. Orta ve Batı Asya'da buğday, Muson Asya'sında çeltik  (PİRİNÇ) ziraati önemlidir.

 

Dünya pirinç üretiminin %90'ını Asya sağlar.Patates, Bezelye, Çay, Hindistan cevizi, Hurma, Kenevir, ürünlerininde%80'den fazlasını Asya üretir.

                 

                      Resim kaynak: img152.imageshack.us/img152/4438/kopievoncrw7

 

Dünya Tütün üretiminin %50'den fazlasınıAsya üretir.

 

Çay üretiminde Seylan ve Çin ilk sıradadır.

 

Baharat üretiminde Hindistan, Endonezya, Malezya, Seylan ve Çin önde gelen ülkelerdir.

 

HAYVANCILIK:

Kıtada hayvancılıkta önemli bir uğraşıdır. Orta Asya'da koyun ve sığır,Ön Asya'da (Güney Batı Asya) Koyun ve Keçi, Güney ve Güneydoğu Asya'da Manda besiciliği daha fazla görülür. Çin'de ise manda 380 milyondan fazladır. Domuz besiciliğide önemlidir. Dünya'da önemli üreticilerden biridir. 

 

Dünya'da beslenen Mandaların %90' ını Asya Kıtası sağlar.(Muson Asya'sı)

                                     

                                 Resim kaynak: image.haber7.com/haber/29032.jpg

İpek böcekçiliği ve ipek üretiminde Asya Kıtası ilk sırada yer alır.Birinci sırada Çin daha sonra Özbekistan ve Hindistan önemliüreticilerdir.

 

Balıkçılık faaliyetleri de Hayvancılığın önemli bir kolu olarak kıtadaönem taşır. Dünya deniz ürünleri üretiminin %80' ini Asya karşılar.

 

Dünya tatlı su balık üretimininde % 50' sini karşılar.

Japonya ve Çin balıkçılıkta ilk iki sırada yer alan ülkelerdir.

 

YERALTI KAYNAKLARI:

Asya Kıtası madenler bakımından zengin bir kıtadır.

 

Yakıt madenlerinden; Taşkömürü rezervinin en fazla olduğu ilk iki ülke Rusyave Çin' dir.

 

Dünya petrol rezervlerinin % 75' i Asya kıtasındadır. % 33' ünden fazlası Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri' nde bulunur. Daha sonra ise Güneybatı Asya gelir.

 

Hidroelektrik enerji üretiminde önde gelen ilkeler ; Çin, Rusya, Hindistan ve Endonezya'dır.

Kıtada hizmet sektörüde gelişme içindedir. Özellikle Turizm ve Ulaştırma sektörü gelişmektedir.

 

Turizm geliri en fazla olan ülkeler ; Filipinler, İsrail, Tayvan,, Tayland, Singapur'dur.

Asya Kıtası ulaşım yolları açısından Kuzey Amerika ve Avrupa Kıtası'na göre gelişememiştir. (Yüksek dağlar ve dağlık alanların fazla olması)Otoyollar bakımından en gelişmiş ülke Japonya'dır.

 

Kıtada Demiryolu ulaşımı daha fazla görülür. Japonya, Hindistan, Çin veRusya önde gelen ülkelerdir. Demiryolu hattı uzunluğu açısından Rusyave Çin ; konfor, hız ve güvenlik açısından Japonya ilk sırada yer alır.

 


Bu konu ile ilgili toplam yok kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (yok)


• 3/1/2008 - FELİX FIRTINASINA UZAYDAN BAKIŞ

Kategori: GUNCEL

Uzaydan fırtınaya bakış
08 Eylül 2007 Cumartesi 16:17
Yeryüzünde yıktı geçti. Ama uzaydan Felix fırtınasının görüntüsü büyüleyici..
Nikaragua'da onlarca kişinin ölümüne neden olan Felix Fırtınası'nın Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) ekibi tarafından elde edilen net görüntüsü dikkat çekti.

Felix kasırgası, 5. düzeye yükseldikten sonra Salı günü Nikaragua'yı vurmuştu. Daha sonra gücünü yitirmeye başlayan Felix, tropik fırtına sınıfına inerek Meksika'nın güneydoğusuna yönelmişti.

 


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 21/12/2007 - COĞRAFYA DA BİLİNMEYENLER -1-

Kategori: GUNCEL

COĞRAFYANIN BİLİNMEYENLERİ BÖLÜM -1-

  • ABD’de Yellowstone’deki on bir gayzerden birine “eski sadık dost” denir. Çünkü bu gayzer şaşılacak bir düzenle, her altmış beş dakikada bir ve tam dört buçuk dakika süreyle, bir kaynar su ve buhar sütununu havaya fışkırtır. Her fışkırtmadan önce davul gümbürtüsünü andıran boğuk bir uğultu duyulur, sonra da köpüklü sular 50 metreye kadar fışkırır. Aynı parkta bulunan ve “dev” ismiyle anılan gayzerin fışkırma süresi ise bir saati aşar. Ancak suları 75 metreye kadar ulaşan bu gayzer haftada bir kez fışkırır. Suyun içindeki minerallere bağlı olarak zeminde oluşan sarı renkli çökelmiş sarı rengindeki kayaçlardan dolayı “yellowstone” denilmektedir.
     
  • Golf Stream akıntısı, Meksika Körfezinden doğduğu için İngilizcede “körfez akıntısı” anlamındaki bu isimle anılmıştır. Genişliği 50 kilometreyi, derinliği 1000 metreyi bulan akıntının akış hızı saatte 4–5 kilometre civarındadır. Yaz kış hep sıcak olan bu akıntı Batı Avrupa kıyılarının ılıman bir iklime sahip olmasında önemli bir etkiye sahiptir.
     
  • ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Kaliforniya Çölü “ölüm vadisi” olarak ta bilinir. Deniz seviyesinden 85 metre aşağıda bulunan bu mekân ABD’nin keşfedilmesinden sonra altın arayıcılarının gözde mekânı olmuştur. “Altına hücum” devrinde altın bulmak için yollara düşen maceracıların çoğu susuzluk, güneş çarpması ve soğuk nedeniyle ölmüştür. Bu nedenle bu bölgeye “ölüm vadisi” denilmiştir.
     
  • Dünyanın çekim kuvveti cisimleri kendine çeker. Bu nedenle uzaya gönderilen cisimlerin yerçekiminin etkisinden kurtulması gerekir. Saatte 29.000 kilometre hızla giden bir roketten fırlatılan bir uydu dünya çevresindeki yörüngesine otururken, saatte 29.000 kilometreden daha düşük hızla giden roket dünyanın çekim kuvvetten kurtulamaz ve dünyaya geri düşer. Saatte 40.000 kilometre hızla giden bir roket ise dünyanın çekim kuvvetinden kurtulduğu için uzaya gidebilir.
     
  • Afrika kıtasındaki volkanik Klimanjaro Dağı “ışıldayan dağ” diye bilinir. Çünkü geniş ve ıssız bir yaylanın ortasında tek başına yükselir. Kalıcı kar ve buzla örtülü pırıl pırıl zirvesi kilometrelerce uzaktan seçilir. Bu haliyle gözleri kamaştırıp, göreni büyülediğinden bu dağ yerli dilinde “ışıldayan dağ” diye bilinir. Masai yerlileri ise bu dağı tanrının evi ( ngai ngai ) olarak nitelendirir.
     
  • ABD’nin geçmişini New York şehri kadar iyi simgeleyen başka bir şehir yoktur. New York 70 farklı ulustan oluşur, dünyanın en büyük zenci kentidir. İtalya toprakları dışında kurulmuş en büyük İtalya kentidir.1626 yılında Hollandalılar tarafından “Yeni Amsterdam” ismiyle kurulan kent daha sonra İngiliz ve İtalyanların eline geçmiştir. Bu kentte yaşayan Yahudi sayısı İsrail devletindekine eşittir.
     
  • İzlandanın başkenti Reykjavik yerli dilinde “dumanlı körfez” anlamına gelmektedir. Kentin çevresinde çok sayıda gayzer bulunduğundan yılın önemli kısmında kent dumanlar içerisindedir. Bu nedenle kente dumanlı körfez anlamına gelen Reykjavik ismi verilmiştir.
     
  • İstanbul halici, bir boynuz gibi kıvrıldığı için yabancılar tarafından “altın boynuz” ( golden horn ) olarak ifade edilmektedir.
     
  • Avrupa’nın kuzeyinden Asya’nın doğusuna kadar uzanan “tayga ormanları” 8 milyon kilometrekarelik alanı ile dünyanın en geniş ormanı olup, ekvatoral bölgenin yağmur ormanlarından daha geniş yer kaplar.
     
  • Lut Gölünde % 26’yı bulan tuzluluk nedeniyle insan hiç kımıldamadan ve de yüzmeden suyun üstünde durabilir.
     
  • 1020 yılında Amerika’ya ulaşan Vikingler, buradaki yerli halkların kırmızı rengi çok sevdiklerini ve topraktan elde ettikleri boyalarla yüzlerini kırmızıya boyadıklarını görmüşlerdi. Bu nedenle bu esmer derili insanlara “kızıl adamlar”, “kızıl derililer” ismini takmışlardır.
     
  • Menderes” ismi Türkiye’nin Ege Bölgesindeki Büyük Menderes Nehrinin çizdiği büklümlerden alınarak, coğrafya literatürüne geçmiştir.
     
  • “Atlas” ismi dünyayı omuzları üstünde taşıdığı düşünülen mitolojik Yunan tanrısına binaen 1595’te Mercator’un yayınladığı dünya haritaları takımına verdiği isimdir.
     
  • “Himalaya” ismi Sanskritçede “onun evi” ( him=onun, alaya=evi ) anlamına gelmektedir.
     
  • “Nederland” Flamancada alçak ülke anlamına gelmektedir. Çünkü Hollanda topraklarının % 60’ı denizin doldurulmasıyla kazanıldığından, ülkenin hiçbir noktasının yükseltisi 300 metreden fazla değildir. Hatta % 27’si deniz seviyesinin altındadır.
     
  • Volkan ismi İtalya’daki Sicilya Adasının kuzeyinde yer alan Eloiata takımadalarında bulunan “Vulcano” yanardağından ( roma ateş tanrısı Vulcanusa binaen ) gelmektedir.
     
  • Havanın insan üzerine yaptığı itme kuvveti ( basınç ) hissedilemez, çünkü insan vücudu da havayı aynı kuvvetle dışarı doğru itmektedir.
     
  • Ham petrol arıtma için 400 °C’ye kadar ısıtılınca buhar haline dönüşür. Isıtılan ham petrol buhar ayrıştırma kolonundan yukarı doğru çıktıkça soğur ve farklı sıcaklıklarda ayrışarak 340 °C’de mazot, 260 °C’de gazyağı, 180 °C’de benzin, 110 °C’de gaz elde edilir.
     
  • Kalorifer peteği gibi ısıtıcıların pencerelerin altına konulmasının nedeni, dışarıdan gelen soğuk havayı ısıtmasıdır.
     
  • Dünyanın Güneşten aldığı enerji miktarı, 100 milyonun üzerinde elektrik santralinin ürettiği enerji miktarına eşittir.
     
  • Doğu Yarımküredeki tropikal siklonlara “tayfun” denir. Çince taifung kelimesinden gelen bu sözcük “büyük rüzgâr” anlamına gelmektedir.
                                  
  • “Everest Dağı” ismini, 1852’de ekibiyle buranın Dünyanın en yüksek dağı olduğunu keşfeden İngiliz dağcı Sir George Everest’ten almıştır.
     
  • Karayolu taşımacılığında Türkiye 23.300 araçla birinci, Almanya 21.200 araçla ikinci, İngiltere 12.400 araçla üçüncü, Fransa 10.900 araçla dördüncü sırayı alır.
     
  • İrlanda ılıman iklimin etkisinde olduğundan yıl boyunca yağış alır. Bu nedenle sürekli yeşil çayırlarla kaplı olup “zümrüt ada” olarak nitelendirilir.
                                 
  • Sömürgecilik döneminde Portekiz’in başkenti Güney Amerika kıtasındaki “Rio de Janerio”’idi.
     
  • Dünya atmosferine bir günde giren akanyıldız ( göktaşı ) sayısı 75.000.000 civarındadır.
     
  • Amazon Nehrinin ismi kadın savaşçı anlamındaki amazondan gelmektedir. 1541’de nehir boyunca yolculuk yapan Orellana adındaki bir İspanyol gezgin, yolculuğu boyunca pek çok kadın savaşçıyla çarpıştığından nehre Yunan mitolojisinde kadın savaşçı anlamına gelen “Amazon” ismini vermiştir.
     
  • Orta Asya’daki Taklamakan Çölünün ismi Çincede “giden gelmez” anlamındadır.
     
  • ABD, Kanada sınırındaki Niagara Çağlayanı 29 Mart 1848’de buzlar Ontario ırmağının akışını engellediğinden 30 saat süreyle akmamıştır.
                                 
  • Kanyon sözcüğü İspanyolca “boru” ya da “tüp” anlamındaki cana sözcüğünden gelir. Kanyon bir ırmağın kayaları oyarak açtığı derin, dik duvarlı vadi anlamındadır. 1776’da Francisco Garces adlı bir İspanyol papaz kırmızı çamurundan ötürü bu nehre İspanyolcada “kırmızı” anlamına gelen “Colorado” ismini vermiştir. 1600 kilometre uzunluğundaki Colorado Kanyonuna “büyük kanyon” ismi ise tek kollu coğrafyacı John Wesley Powell tarafından konulmuştur. Powell ve ekibi büyük kanyonu 98 günde aşmış ve ölümden zor kurtulmuştur.
     
  • “Karst” kelimesi, Hırvatistan’ın kuzeybatısında bulunan ve krs, kras=taş anlamına gelen yayladan alınmadır. Slavca bir kelime olup, bu tür araştırmalar önce bu bölgede yapıldığından tüm dünyada bu tür araziler için “kars, karstik” sözcükleri kullanılmıştır.
     
  • Hortumlar o kadar güçlüdür ki kurbağa, balık ve kuşları yutup sonra bunların yağmur gibi düşmesine yol açabilir. 1978’de İngiltere’de kaz, 1994 yılında Avustralya’da oluşan şiddetli bir fırtına sonucu yüzlerce tatlı su balığı yağmıştır.
     
  • Çok yağış alan tropikal bölgelerde sel baskınlarından korunmak için evler yüksek direkler üzerine kurulur.
     
  • Sahra çölündeki “sirokkorüzgârı buradaki kumları kaldırarak uzak mesafelere taşınmasına neden olur. Bu durum uzak mesafelerde, örneğin İngiltere ve İsviçre gibi ülkelerde kızıl renkli kar ve yağmur yağışlarına neden olmuştur.
     
  • Tropikler arası dışındaki bölgelerde yağışlar genelde kar olarak başlar, alçaldıkça ısındığından yağmura dönüşür.

kaynak: www.cografyadersi.com


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 14/12/2007 - ÇİN SEDDİ

Kategori: GUNCEL

ÇİN SEDDİ

Çin Seddi, Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanan dünyanın en uzun savunma duvardır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.

     

 

Savaş ülkelerin çağında(战国时代)M.Ö.403~M.Ö.221, Çin seddinin temeli 20den fazla ayrı ayrı kırallık tarafından atılmıştı. Chu(楚国), Qi(齐国), Yan(燕国), Wei(魏国), Han(韩国), Zhao(赵国), Qin(秦国) kırallıkları birbirinden korumak için sınırlarında ilk setler inşa ettiler. Qin(秦国),Zhao(赵国),Yan(燕国) kıralıkları ise XiongNu(匈奴), DongHu(东胡), LinHu(林胡), LouFan(楼烦)ın saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını koruma amacıyla da inşa ettiler. Çin'in ilk İmparator Shi-Huang-Ti, burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi. M.Ö.221 yılında daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirek uzattı. M.Ö.3. yüzyıldan M.S.17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam etmişlerdir. Seddi onaran ve savunma amaçlı kullanan son hanedan Ming Hanedanı (1368-1644) olmuştur.

Seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 10.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 3.000 kilometrelik settir. Ancak asıl inşaat, M.Ö.221 ile M.S.608 yılları arasında yapılmıştır.

Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişir. Sanılanın aksine Çin seddinin tamamı tuğlalardan oluşmaz. Bazı yerleri çok zayıf, kuvvetsiz maddelerden(kum, kerpiç) yapılmıştır ve bu duvarlar çok kısadır. Bu zayıf duvarların amacı devleti saldırılardan korumak değil kaçak düşmanı yavaşlatmaktır. Genellikle duvarın yüksekliği 4-6 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı ise 6 metre civarındadır. Kalın olan yerlerin üzerinde atlar ve arabalar gidebilmektedir. Kalın duvarlar boyunca siperlik ve okçu delikleri vardır. 200 metrede bir gözetleme kulesi veya kale ve 9 kilometrede bir fener kulesi bulunur. Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır. Bazı yerlerde setler, kademeli savunmaya imkan verecek şekilde birkaç sıra halinde yapılmıştır.Burada Sadis(Satanist)'lerin gizli sığınakları bulunurer.

 

 

ÇİN SEDDİ

 

Dünyanın “7 Harikası” ndan biri olarak adlandırılan Çin Seddi,  uzun bir geçmişe sahip ve en büyük çaplı askeri savunma projesidir.   Güneybatıdaki Gansu eyaletinde bulunan Jiayuguan’dan başlayıp, Bohay körfezindeki Şanhayguan’da sona eren Çin Seddi’nin uzunluğuyla ilgili farklı iddialar bulunmaktadır. Çinli tarihçilere göre, Çin Seddi’nin uzunluğu 6 bin kilometre olup, Çinli arkeologların kuzeybatıdaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve doğudaki Şandong eyaletinde buldukları ve Çin Seddi’ne ait olduklarını iddia ettikleri bölümlerle seddin uzunluğu 7200 kilometreyi bulmaktadır.



Çin Seddi' nin yapım tarihi, M.Ö 9.yüzyıla uzanır. Zamanın Orta Çin krallıkları, kuzeydeki etnik grupların saldırılarını engellemek için, sınırlarda bulunan,  duman işaretlerinin verildiği kule ve kaleleri birbirlerine setlerle bağlamışlardır. Çin tarihinde yaşanan İlkbahar ve Sonbahar ile Savaşan Devletler dönemlerinde, krallıklar arasında sürekli savaşlar yaşanırmış ve büyük devletler birbirlerinden korunmak için, sınırlarındaki dağlara setler inşa etmişler.


 

Dalgalanan dağların sırtları boyunca inşa edilen Çin Seddi'nin, dış tarafı uçurum olup, duvarlarının çoğunluğu, büyük tuğlalar, toprak ve küçük taşlarla dolu çuvallardan yapılmıştır. Duvar yüksekliği yaklaşık 10 metre, genişliği 4-5 metre arasındadır. Dört atın yan yana yürüyebildiği bu genişlik, askerlerin hareketlerine, tahıl ve silahların nakliyesine elverişli olarak yapılmıştır.


 

Çin Seddi'nde belli aralıklarla kuleler bulunmaktadır. Askerler, bu kulelerde dinlenir, silahlar ve tahıllarda  bu kulelerde korunurmuş. Düşmanlar gelince, kulelerde yakılan ateşten çıkan dumanlarla savaş işareti verilirmiş.


 

Günümüzde, Çin Seddi'nin askeri işlevi kalmamasına rağmen, kendine özgü mimari güzelliği, herkes tarafından hayranlıkla karşılanır. Çok muhteşem ve görkemli olan Çin Seddi, kuş bakışıyla, uçan büyük bir ejderha gibi görünmektedir.Yakından bakıldığında, görkemli kuleleri, dimdik merdivenleri ve dağ sırtında uzanan dalga şeklindeki yüksek duvarlarıyla, büyük sanatsal cazibe sergiler.



Çin Seddi tarihi ve kültürel önemiyle, yüksek turizm değerine sahiptir. Çin'de şöyle bir söz vardır: "Çin Seddi'ne çıkmayanlar, gerçek adam sayılmaz". Çinli ve yabancı turistler, de Çin Seddi'ne çıkmış olmaktan gurur duyarlar. Çin Seddi 1987 yılında, "Çin'in Sembolü" olarak "Dünya Mirasları Listesi"ne alınmıştır.

 

Unesco tarafından belirlenen  Dünya Kültür Mirasları Listesi'nde bulunan 730 yer arasında, Çin'den, Çin Seddi dahil olmak üzere  29 tarihi değer bulunmaktadır. Bunlardan biri de Terra Cotta müzesidir.

 

    Çin seddinden görüntüler...

 

         

 

 

          

 

 

           

 

 

           

 

 

           

 

 

      Kaynak: www.fotoritim.com/yazi/cin--bolum-2---uyanan-...

                    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in_seddi

 


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 10/12/2007 - GÖKKUŞAĞI HAKKINDA ÖĞRENMEK İSTEDİKLERİNİZ...

Kategori: GUNCEL

GÖKKUŞAĞI NASIL OLUŞUR

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçilerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

 

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.


Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrışır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.
 
Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır. Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.

NOT:Daha ayrıntılı bilgiler için tıklayınız.

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=4&soru_id=44


Bu konu ile ilgili toplam 1 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (1)


• 3/12/2007 - DÜNYANIN ŞEKLİ HAREKETLERİ ve SONUÇLARI...

Kategori: LISE 1 COGRAFYA

DÜNYANIN  ŞEKLİ VE HAREKETLERİ (Günlük ve yıllık hareket sonuçları eksen eğikliği,mevsimler...

A. DÜNYA’NIN ŞEKLİ

Dünya, kutuplardan hafifçe basık, Ekvator’dan şişkin kendine has bir şekle sahiptir. Buna geoit denir. Dünya’nın geoit şekli, kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında oluşan, merkez kaç kuvvetiyle savrulması sonucu meydana gelmiştir.

                                                                                                                                                                

                            

 

Dünya’nın Şeklinin Sonuçları

Ekvator’un uzunluğu tam bir meridyen dairesinin uzunluğundan daha fazladır.

Ekvator yarıçapı, kutuplar yarıçapına göre 21 km daha uzundur.

Dünya’nın şeklinden dolayı, güneş ışınları yeryüzüne farklı açılarla düşer.

Sıcaklık dağılışını etkiler. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık değerleri düşer.

Dünya’nın şeklinden dolayı, Dünya’nın bir yarısı karanlıkken diğer yarısı aydınlıktır. Aydınlanma çizgisi daire biçiminde olur. Buna aydınlanma çemberi de denir.

Kutuplar, Dünya’nın merkezine (Ekvator’a göre) daha yakındır. Bunun sonucu olarak, yerçekimi Ekvator’da az, kutuplarda daha fazladır.

Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalır.

Ekvator’dan kutuplara gidildikçe, paralel boyları ve meridyenler arası mesafe azalır.

Dünya’nın şeklinden dolayı, harita çizimlerinde hatalar meydana gelir.

Kutup yıldızının görünüm açısı bulunduğumuz yerin enlem derecesini verir.

B. DÜNYA’NIN HAREKETLERİ

1. Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafında Dönmesi (Günlük Hareket)

Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir.

Dünya, kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğü için bu dönüş hissedilmez. Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki hızı en fazla Ekvator üzerindedir. Bu hız saatte 1670 km/saattir. Kutuplar     da dır.        

Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları

Gece ve gündüz birbirini takip eder.

Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir.

Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda;

Fiziksel çözülme oluşur.

Günlük basınç farkları oluşur.

Meltem rüzgârları oluşur.

Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda;

Sürekli rüzgârların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir.

– Okyanus akıntıları (Gulf - stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur.

Yerel saat farkları meydana gelir.

Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir.

Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar.

Dinamik basınç kuşakları meydana gelir.

2. Dünya’nın Güneş Etrafında Dönmesi (Yıllık Hareket)

Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü sürdürürken, bir yandan da Güneş’in çevresinde dolanır. Dünya, Güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 yıl denir.

Dünya, 939 milyon km lik yörüngesi üzerinde saatte 108 bin km. hızla hareket eder.,    

Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı sabit değildir. Bazen yaklaşırken, bazen uzaklaşır. Bunun nedeni, Dünya yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır. Dünya’nın Güneş’e en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünya’nın Güneş’ten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir.

*Dünya’nın Güneş’e yaklaşıp uzaklaşması, Dünya üzerindeki sıcaklık dağılışını belirgin olarak etkilemez. Sıcaklık dağılışını etkileyen temel etken güneş ışınlarının geliş açısıdır.*

Dünya’nın hızı sabit değildir. Hız, günberi tarihinde artarken, günöte tarihinde azalır. Bunun sonucunda;

Mevsim süreleri farklıdır.

– Eylül ekinoksu iki günlük gecikmeyle gerçekleşir.

– Şubat ayı iki gün kısa sürer.

Dünya’nın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları

Mevsimlerin oluşmasına ve değişmesine neden olur.

Mevsimlik sıcaklık farkları meydana gelir.

Kara ve denizler arasında sıcaklık farkları oluşur.

Muson rüzgârları meydana gelir.

Gece - gündüz uzunlukları değişir.

Güneş’in ufuk üzerinde doğduğu yer ve saat ile, Güneş’in ufukta battığı yer ve saat değişir.

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.

Cisimlerin gölge boyları değişir.

Aydınlanma çemberi mevsimlere göre yer değiştirir.

Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez, dönenceler arasına iki kez dik düşer.

Dünya’nın Eksen Eğikliği

Dünya’nın elips şeklindeki yörüngesinden geçen düzleme Ekliptik (yörünge) düzlemi, Ekvator’dan geçen düzleme ise Ekvator düzlemi denir.

  

Bu iki düzlem birbiriyle çakışmaz. Çünkü, Dünya’nın ekseni ekliptik düzleme tam dik değildir. Başka bir ifadeyle, Dünya ekseni ile ekliptik düzlemi arasında 66° 33', Ekvator düzlemi ile ekliptik düzlemi arasında 23° 27' lık bir açı vardır.

İşte yukarıda, Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketinin sonuçlarında sayılanların asıl nedeni, Dünya’nın ekseninin eğik olmasıdır. Buradan, Dünya’nın Güneş çevresinde dönüşünün sonuçları, eksen eğikliği ile birlikte ortaya çıkar sonucunu çıkarabiliriz.

Dünya ekseninin 23°27' eğik oluşunun sonuçları şunlardır:

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı yıl boyunca değişir.

Güneş’in doğuş ve batış saatleri ile yerleri değişir.

Aydınlanma çemberinin sınırı mevsimlere göre değişir.

Mevsimlerin oluşumuna neden olur.

21 Aralık’ta Güney Yarım Küre’nin, 21 Haziran’da ise, Kuzey Yarım Küre’nin Güneş’e daha dönük olmasına neden olur.

Gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın, Ekvator’dan kutuplara gidildikçe artmasına neden olur.

Yıl içinde cisimlerin gölge uzunlukları değişir.

Dönencelerin ve kutup dairelerinin sınırlarını belirleyerek, matematik iklim kuşaklarının oluşumuna neden olur.

z     

 

EKİNOKS - SOLSTİS GÜNLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Dünya’nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.

21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece - gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir.

 

a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 90°lik açı ile düşer.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi, güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 43°06' lık açı ile düşer.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları  

Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Güney Yarım Küre’de ise tam tersi olur.

Bu tarih Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar, Güney Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur.

Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

21 ARALIK

 

a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 43°06' lık açı ile gelir.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 90° lik açı ile gelir.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar, gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

21 MART

 

Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90° lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur.

Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.

Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

 


Bu konu ile ilgili toplam 27 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (27)


• 30/11/2007 - TÜRKİYE'NİN BEŞERİ COĞRAFYASI

Kategori: LISE 2 COGRAFYA

 

 

TÜRKİYE'NİN BEŞERÎ

COĞRAFYASI


NÜFUS

Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder.

 

NÜFUS ARTIŞI

Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.

  • Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.

  • Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.

Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.

 

TÜRKİYE’DE NÜFUS SAYIMLARI VE SONUÇLARI

Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın - erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 22 Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır.

  • 1927 - 2000 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır.

  • 1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2000 yılındaki son sayımda 70 milyon civarında olmuştur.

  • Nüfus artış hızı en az 1940 - 1945 yılları arasında, en fazla 1955 - 1960 yılları arasında gerçekleşmiştir.

 

TÜRKİYE’DE NÜFUSUN DAĞILIŞI

Türkiye’deki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır. Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:

 

1. Fiziki Faktörler

a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir.

b. Yerşekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli plâtosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.

c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.

 

2. Beşeri Faktörler

a. Sanayileşme: Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir.

b. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi.

c. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir.

d. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır.

e. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul gibi illerin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur.

 

NÜFUS YOĞUNLUĞU

1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Bir ülke veya bölgedeki toplam nüfusun, o ülke veya bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen sayıya, aritmetik nüfus yoğunluğu denir. Türkiye’nin aritmetik nüfus yoğunluğu, 2000 yılında gerçek alana göre 83,3 iz düşüm alana göre 87,5'tir.

Ancak, bu yoğunluk çok kaba olarak nüfusun dağılışını gösterir ve sadece ülkelerin nüfus yoğunluklarını kıyaslamak için kullanılır.

 

2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir. Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.

 

3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Toplam nüfusun, ekili - dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir.

 

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ (NÜFUS YAPISI)

Bir ülke nüfusunun cinsiyet, yaş, eğitim, ekonomik durumu gibi özellikleri o ülkenin nüfus yapısını gösterir.

 

1. Nüfusun yaş grupları ve cinsiyetlere göre dağılımı

• Nüfusun yaş durumu

Nüfus, yaş gruplarına göre, genç, olgun ve yaşlı olmak üzere 3 kısma ayrılır.

0 - 14 ® Genç nüfus

15 - 64 ® Olgun nüfus

65 + … ® Yaşlı nüfus

Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun 1990 yılında yaş gruplarına göre dağılımı şu şekildedir:

Buna göre, ülkemizde genç nüfus fazla, yaşlı nüfus azdır. Bunun en önemli nedeni olarak doğum oranının fazlalığı söylenebilir.

Türkiye’de, 0 - 14 yaş grubundakilerin fazla olması beslenme, giyinme ve eğitim ihtiyaçlarının gözönüne alınması gerektirmektedir. Bu alanda yapılan yatırımlara demoğrafik yatırımlar denir.

Çalışan nüfusun, bakımına muhtaç olduğu için, 0 - 14 ile 65 ve üzeri yaş grubuna aynı zamanda bağımlı nüfus denilmektedir. Bağımlı nüfus oranı, gelişmiş ülkelerde az iken, az gelişmiş ülkelerde fazladır.

 

Türkiye’de 1955 ve 2000 yılları nüfus grafikleri

1955 yılı Türkiye nüfus grafiği: Bu grafik, Türkiye’nin gelişmekte olduğunu gösterir. 0 - 4 yaş grubunun oluşturduğu tabanın çok geniş olması, doğum oranının çok yüksek olduğunu göstermektedir.

2000 yılı Türkiye nüfus grafiği: Bu grafikten de, Türkiye’nin gelişmekte olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, 0 - 4 yaş grubu, 1955 yılına göre daha dardır. Bu da ülkemizde doğum oranının azaldığını göstermektedir.

 

• Nüfusun cinsiyet durumu

1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.

Türkiye’de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.

 

2. Aktif Nüfus

Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.
15 - 64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.

 

3. Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı

Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar

  • Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)

  • Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)

  • Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.

Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90'a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır.

Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.

 

Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi’ndeki Çatalca - Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır. İzmir, Ankara, Eskişehir, Adana, Mersin, Zonguldak, Ereğli, Karabük, Gazi Antep, Kayseri, Denizli, Konya gibi illerde sanayi nüfusu yoğundur.

 

4. Nüfusun Eğitim Durumu

6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya’da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur - yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir.

1990 yılına göre, Türkiye’deki faal nüfusun % 55'e yakınını ilkokul mezunları, % 7,4'e yakınını okur - yazar, % 5'e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4'ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.

 

5. Nüfusun Kırsal - Kentsel Durumu

Türkiye’de nüfusu 10.000'den az olan yerleşmelere kır nüfusu, fazla olan yerleşmelere de kent nüfusu denilmektedir.

2000 yılındaki sayımda kent nüfusu % 65,01'e ulaşmıştır. Bu sonuç, ülkemizde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfusun arttığını göstermektedir. Yukarıdaki grafikler, Türkiye'nin kentsel ve kırsal nüfus değişimlerini daha iyi ifade etmektedir. Dikkatle inceleyiniz.

NÜFUS HAREKETLERİ (GÖÇLER)

İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir.

 

A. İÇ GÖÇLER

Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir.

İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır.

 

1. Sürekli İç Göçler

Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir. Türkiye’de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir.

İç göçün nedenleri

  • Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı

  • Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması

  • Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi

  • Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması

  • Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması

  • Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler

  • Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği

  • İklim ve yerşekillerinin olumsuz etkileri

  • Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş olanaklarının fazlalığı

  • Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı

İç göç, özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki illerde daha fazla olmaktadır.

 

Yüksek oranda göç alan şehirlerin başlıcaları şunlardır:

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Şanlı Urfa, Antalya, Mersin, Konya, Samsun, Gazi Antep, Diyarbakır gibi illerdir. İç göç, ülkemizde özellikle sanayileşmiş merkezlere daha fazla olmaktadır.

 

2. Mevsimlik İç Göçler

Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.

Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır.

 

B. DIŞ GÖÇLER

Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.

 

Dış göçler ve Türkiye

Ülkemize 1923 - 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. Bu sayı nüfusumuzun % 5'ini oluşturur.

1950'den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır.

1961 - 1986 yılları arasında Türkiye'den

yurtdışına yapılan resmi işçi göçü

 

Türkiye’den yurt dışına göç sonucunda;

  • Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.

  • Ülke turizminin gelişmesi sağlanmıştır.

  • Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak sağlanmıştır.

  • Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.

 

YERLEŞME

İnsanların, çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde sürdürmelerine yerleşme denir.

 

YERLEŞME ÇEŞİTLERİ

A. KIRSAL YERLEŞME

Türkiye’de, nüfusu 10.000'in altında olan yerleşmelere denmektedir. Kır yerleşmeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.

Kırsal kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere ikiye ayrılır.

Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.

              

                                                     Toplu yerleşme

Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.

                

                                                     Dağınık Yerleşme

Kırsal yerleşme çeşitleri

a. Köy altı yerleşmeleri: Çiftlik, mezra, kom, divan, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır.

b. Köyler

c. Bucak ve nahiyeler

Kırsal meskenlerin yapımında kullanılan malzemeler doğal çevre ile yakından ilişkilidir.

Çevrede taş malzemeler yaygınsa konutlarda taş kullanılır. Ormanlık yörelerde meskenlerde daha çok ahşap kullanılır. Taş ve ahşap malzemenin bulunmadığı yarı kurak bölgelerde, meskenlerde kerpiç malzeme kullanılır.

  • Taş meskenler: Köylerimizde çok rastlanan mesken tiplerinden biri olup, daha çok Akdeniz, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanır.

  • Ahşap meskenler: Ahşap köy meskenlerinin en yoğun olduğu yerler ormanlık yörelerimizdir. Daha çok, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da yaygındır.

  • Kerpiç meskenler: Ülkemizde İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

 

B. KENTSEL YERLEŞME (ŞEHİRLER)

Türkiye’de, nüfusu 10.000 den fazla olan yerleşmelere kentsel yerleşme denmektedir. 1935'e kadar nüfusun % 80'i köylerde otururken, kent nüfusu % 20'sini oluşturuyordu. 2000 yılında yapılan sayım sonuçlarına göre, ise nüfusun % 65,01'i kentlerde % 34,99'u kırsal kesimde toplanmıştır.

Türkiye’de kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir.
Bu durum gecekondulaşma gibi bir çok problemi beraberinde getirmiştir. 1997 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Marmara’dır. Bu durum, bölgenin çok göç aldığını ve sanayileşmede ileri gittiğini gösterir. Marmara’yı, Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri takip eder. Kentleşme oranı en az Karadeniz Bölgesi’nde görülür.


Bu konu ile ilgili toplam 4 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (4)


• 28/11/2007 - KATRİNA KASIRGASI

KATRİNA KASIRGASI

Benim adım KATRİNA

Bu resimlere ne demeliki bence herşeyi çok iyi anlatıyor....

Doğa benimle şaka olmaz diyor....

Bir coğrafyacı için olağan üstü güzel fotoraflar...

Siz gereksiz görsenizde coğrafyayı an gelecek ve hayatınıza yönverecek ...Bu fırtınadan kaçan insanların gittiği yön gibi...

 O an fotoraflar konuştu insan oğlu sadece sustu..

Orda olmak isteyen kaç kişi çıkar bilemiyorum.Ama izlemek çok güzel..

Yer ile Göğün birleşmesi bazen insan seviniyor okyanusa kıyımız olmadığı için...

Doğa sanki hesap soruyor....anlayana

 

 

Kasırga oluşumu ile ilgili bilgi paylaşmak isteyenler sitemize gönderebilirler...Hem sizler interneti daha farklı kullanmış olursunuz hem kafanız dağılır...Paylaşımlarınızı bekliyorum...  

 

 

           Güven AKBULUT                                          Yılmaz SERÇEL

Paylaşımıdır....


Bu konu ile ilgili toplam 5 kişi yorum yapmış...

Siz de görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız...

Yorumlar (5)


• <%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Kategori: <%EntryCategory%>
<%EntryBody%>
(<%EntryCommentCount%>)
ileri
paylaşmak güzeldir

Günlüğüme link vermek için aşağıdaki kodu sitenize ekleyiniz...Banner Değişimi için MSN : guvenakbulut52@gmail.com' a mail gönderebilirsiniz...


LİSE COĞRAFYA DERSLERİ

LİSE-1- COĞRAFYA
LİSE-2- COĞRAFYA
LİSE-3- COĞRAFYA
LİSE-4-COĞRAFYA


COĞRAFYA ETKİNLİK

LİSE-1- ETKİNLİK
LİSE-2- ETKİNLİK
LİSE-3- ETKİNLİK
LİSE-4- ETKİNLİK


ÖZEL KATEGORİLER

1-OSS HAZIRLIK
2-COĞRAFYA OYUN ANİMASYON
3-KITALAR VE ÜLKELER
4-GÜNEŞ SİSTEMİ
5-TÜRKİYENİN BÖLGELERİ
6-COĞRAFYA VİDEO DERSLER
7-YILLIK PLANLAR
8-ATATÜRK LİSESİ
9-HARİTA ARŞİVİ
10-TARİH DERSİ KONU ÖZETLERİ

COĞRAFYA SUNULARI

LİSE-1- SUNUMLAR
LİSE-2- SUNUMLAR
LİSE-3- SUNUMLAR
LİSE-4-SUNUMLAR


KÜLTÜREL COĞRAFYA

Coğrafya etkinlik
Küresel ısınma
Volkanlar
Levha Tektoniği,
Mağara oluşumu
Gök kuşağı
Boğaz ve Kanallar
Dünyanın Çölleri
Dünyanın önemli Gölleri
Dünyanın önemli akarsuları
Adıyaman Nemrut Dağı
Çin Seddi
Safranbolu Evleri
Dünyanın Yedi Yeni Harikası
Dünyanın Eski Yedi Harikası
Ünlü Coğrafyacılar
Ünlü coğrafyacılar
Dünyanın Yedi Yeni Harikası
Coğrafyada Bilinmeyenler -1-
Mısır Piramitleri
Trabzon Sümela Manastırı
Uydu Resimleri
Süveyş Kanalı
Eskimolar (İGLO)

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Blog RSS

Açelya

Geograpy




Audi - quattro


ÖSS YE YÖNELİK COĞRAFYA KONULARI VE TESTLER
YENİ COĞRAFYA SİTELERİMİZ
DÜNYA ÜZERİNDE GÖRÜLEN İKLİM TİPLERİ VE DAĞILIŞI
COĞRAFİ KONUM ,MATEMATİK KONUM,PARALEL VE MERİDYENLER
HARİTALARDA YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİ GÖSTERME YÖNTEMİ
DERSLERE HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
AKARSULAR AKARSULARIN ÖZELLİKLERİ AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLL
TÜRKİYENİN AKARSULARI VE ÖZELLİKLERİ
SÜVEYŞ KANALI
DÜNYADAN ÖZEL UYDU FOTOĞRAFLARI
Ömer Madra, ‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’
ESKİMOLAR VE EVLERİ
COĞRAFYA SORU BANKASI -2-
BÜYÜK OKYANUS'UN YENİ ADI: PLASTİK OKYANUS
Mars’ta insana benzeyen şaşırtan ‘cisim’

GÜNÜN SÖZÜ


Seher AYDIN Yağlıboya Resim Galerisi